ıTUNES TÜRKİYE AÇILDI

iPod, iPhone ve iPad kullanıcısı olan müzikseverlerin uzun bir süredir beklediği müjdeli haber nihayet gerçeğe dönüştü ve Apple, iTunes’un Türkiye mağazasını bugün itibariyle açtı.

MODEL GRUBUNDA AYRILIK

Model grubu üyelerinden davulcu Aşkın Çolak, yaşanan müzikal fikir ayrılıkları nedeniyle bugünden itibaren Model grubuyla yollarını ayırdı.

AYDİLGE ROCKOZA RÖPORTAJI

Aydilge Rockoza ekibinin konuğu oldu.

TEOMAN HAYRANLARINA MÜJDE

Geçen sene albüm yapmayı bıraktığını bildiren Teoman, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamasıyla hayranlarına müjde verdi.

FLÖRT ROCKOZA RÖPORTAJI

Son olarak "Anadolu Beat" isimli albümleri ile dönüş yapan ve dinleyicileri ile buluşan Flört, Rockoza'nın konuğu oldu.

ROCKOZA DERGİ SAYI 2 YAYINDA

Rockoza Ailesi olarak online dergimizin 2.sayısını yayınladık..

1/19/2011

Grizu Biyografi



Grizu 1993 yılında Emre Akdeniz ve Selçuk Mısırlıoğlu tarafından isimsiz olarak kuruldu. Daha sonra basçı Kutay Yurdaer'in katılımıyla "Grizu" adını aldı. Yıllarca haftasonlarını kiralık prova stüdyolarında geçirdiler. Sayısız davulcu geldi gitti, en uzun süre Altuğ Yıldız ve Veysel Ahmet baget salladı, Sabri Kalaycıoğlu gitar çaldı. 96'da ilk albümleri Ada Müzikten çıktı, handikaplarına karşın samimi ve renkli yapısıyla dikkat çekti. "Bütün Bunlar Düş" parçasına çektikleri klip sınırlı bir dinleyici kitlesiyle tanışmalarını sağladı. Grubun fanatik dinleyicileri aynı klibin bir TV programında iki yıla yakın listede yer almasını sağladılar. Albüm öncesi ve sonrası pekçok üniversitede ve birkaç barda çaldılar, bazı TV ve radyo programlarına katıldılar. Hayatın getirdikleriyle beraber bu kadro son buldu. 2001'de Emre Akdeniz askerden dönen Kutay Yurdaer ile beraber grubu yeniden oluşturdu ve böylece yeni parçaların fitili ateşlendi. Daha olgun ve modern bir müzik yolunda çalışmaya başlayan grup punk isyanından ödün vermeden yoluna devam etmeye devam etti. Beklemeye kimsenin sabrı kalmamıştı ama ülke şartları sürekli aleyhte seyretmekte ısrarlıydı...

Hakan Kurşun Biyografi



Almanya'da doğan ve 1981 yılında İstanbul'a taşınan Hakan Kurşun lise yıllarında değişik müzik kumpanyaları ile konserler verdi. 1988 yılında yüksek öğrenim için Viyana'ya giderek Ses mühendisliği okudu. Daha sonra Varşova'ya taşındı ve Polonya'nın o dönem önde gelen sanatçılarıyla çalma ve çalışma fırsatı buldu. Türkiye'nin sayılı müzisyenlerinden biri olan ve ilk albümünde tüm enstrümanları kendisi çalan Hakan Kurşun, Kütle'yi elektro akustik bir albüm olarak tanımlıyor. 1996 yilinda yayinlanan KAOS isimli albümüyle adini duyuran Hakan Kursun, yedi yillik aradan sonra, söz ve müzigi kendisine ait olan 15 sarkilik zengin bir albüm olan “KüTLE” ile geri döndü. “Kaos” un devami niteligini, deneysel zenginliklerle daha da ileriye tasiyan “KüTLE”, içinde bulundugumuz bu “ortaçag simülasyonu” günlerinde, dinleyenlere gelgitler yasatabilir; dikkatli olunmalidir. Polonya'da ulusal kanalda uzun süre çalıştıktan sonra Türkiye'ye ilk defa Oxford'tan SSL G serisi olan bir analok mix masasını getirtip bütün stüdyolarda olmasını sağlamıştır. Kendi albümlerinin yanı sıra bir çok yorumcu ve sanatçıyla çalışmıştır. Nazan Öncel'in 7n bitirdin albümünde Kış baba şarkısının düzenlemesini yaparak albümün incisi olmuş bir şarkıya imza atmıştır. Hayko Cepkin gibi bir müzisyeni kitlelerle tanıştırmış, Nem ve Dorian grubunun albümünün prodüktörlüğnü yapmıştır. Şu sıralarda EMI'ın başında yönretici ve prodüktör olarak çalışmaktadır.

Haluk Levent Biyografi



26 Kasım 1968'de Adana’nın Yüreğir ilçesinde doğdu. İlkokulu Sabancı İlk Öğretim Okulu'nda okudu. Adana Atatürk Lisesi'nden mezun oldu. Sonra sırasıyla Karadeniz Teknik Üniversitesi Orman Mühendisliği, Ankara Üniversitesi Bilgisayar Programcılığı, Orta Doğu Üniversitesi Fizik Bölümü ve Ankara Üniversitesi Muhasebe bölümünde kısa zamanlar öğrencilik yaptı. Üniversite giriş sınavlarını kazanıyordu ama eğitimini istikrarlı bir şekilde ilerletemiyordu. Bu durumda ailesinin maddi sıkıntıları da önemli bir rol oynuyordu. Sınavlarla geçen bu yıllar içinde ticaretle uğraşan Haluk Levent, başarısız bir ticaret adamı olarak Adana'dan ayrıldı ve kendini yollara verdi. İlk albümünün “Yollarda" adını alması da bugünlerdeki deneyimlerin sebebidir. Birçok şehirde dolaşıp şarkı söyledi. Kimi zaman hasta bir kız çocuğu için sokak sokak dolaşıp şarkı söyleyerek para toplamaya çalıştı. Bu çabaların bazılarında başarılı oldu. 1992 yılında İstanbul'a geldi. Ortaköy'de çeşitli barlarda çalıştı. yıldıray gürgen le tanışması hayatın değiştirdi, en son albümü haricinde hepsinde yıldıray gürgen imzası vardır, amma aranjörlerin kaderi bu isimleri anılmaz 1990’da başladığı albüm çalışmaları zahmetli ve yıldırıcı dört yılın ardından meyvesini verdi. 1994’te "Yollarda" albümünü çıkarttı. Bu albüm aynı zamanda Anadolu Rock müziğinin ortaya çıktığı 70’lerden sonra ikinci yükseliş döneminin ilk eserlerindendi. Aynı yıl Moğollar da 20 yıl aradan sonraki ilk albümünü çıkartmıştır. “Yollarda” hiç beklenmedik bir şekilde yaklaşık ikiyüzbinlik satış rakamına ulaştı. Bu, Türkiye Müzik piyasasında açılan yeni bir kulvarın ardından milyonları sürükleyeceğine dair ilk işaret gibiydi. İlk albümün ardından 1996'da "Bir Gece Vakti" bir milyona yaklaşan satış rakamıyla müzik gündemine bomba gibi düştü. Yine 1996’nın sonlarında “Arkadaş” albümü piyasaya çıktı. Bu albümle sanatçı, Anadolu Rock müziğin müzikal anlamda en başarılı örneklerinden birine imza atmıştır. Sanatçı “Arkadaş” albümü için "Bu albümle dünya standartlarını yakaladım" demektedir. 1997’nin Ağustos ayında cezaevine girdi. Yaklaşık on yıldır kurtulamadığı ticari bir dava yüzünden 9 ay cezaevinde kaldı. Cezaevindeyken uzun saçlarını kesip Akkuyu’ya, yapılması düşünülen Nükleer santral projesinin protesto gösterilerine yolladı. Cezaevine girmeden önce oluşturmuş olduğu kayıtlarla “Mektup” albümünü çıkarttı. “Mektup” içeriden dışarıya yazılmıştı ve dışarıda bu “Mektup”u yüz binlerce kişi okudu. İçerde boş durmadı “Kedi Köprüsü” adlı ilk kitabını yazdı. Gözleri kör eden ışıklardan kurtulmuş ve her ne kadar yüz bin mektup almış olsa da sonunda kendisine kalmıştı. Bu “kendinelik” bir kitapla somutlaştı. Cezaevinden çıktıktan sonra yeni albümünü hazırlamak için çok az bir vakti vardı. Çünkü 18 aylık askerlik görevi bekliyordu. Bu koşullar altında “Yine Ayrılık” albümünü çıkarttı ve askere gitti. O askerdeyken bedelli askerlik çıktı. Anlamlı bir talihsizlik oldu. Askerdeyken Türkiye’nin daha önce hiç gitmemiş olduğu yerlerinde konserler verdi. Bütün Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da konserler verdi. 1999 depreminin ardından İzmit’te kurulan Çadır kentlerde bizzat çalışıp çadırlar kurdu. Depremzedeler yararına konserler verdi. Askerdeyken izin günlerinin hepsini stüdyoda geçirdi. “www.leyla.com”u çıkarttı. Gittikçe dijitalleşen bir dünyada duyguların da dijitalleştiğinden dem vuruyor, “Kamyoncunun Türküsü” şarkısıyla Susurluk’a gönderme yapıyordu. Askerlik görevinin ardından sırasıyla “Kral Çıplak”, “Bir Erkeğin Günlüğü” , “Aç Pencereni” “Annemin Türküleri” adlı albümlerini piyasaya sürdü. Ayrıca ikinci deneme kitabı olan “Moritos’un Düşleri” ni yayımladı.Ardından 2006 yılında "Akşamüstü" adlı albümünü çıkardı. Sanat yaşamının on altıncı yılına (2006) adım atan sanatçı, bu geçen on beş yıl boyunca yurtiçinde ve yurtdışında yaklaşık on bin konsere çıktı. Türkiye’de en çok konser veren sanatçıların başında gelen Haluk Levent, bu konserlerin çok önemli bir kısmından para almamış, konserin gelirini ihtiyacı olan hastalara vakfetmiştir. Yardımsever Rock’çı tanımının yakıştırılması bu sebeptendir. Aynı zamanda Çevre Sorunlarına karşı duyarlılığıyla ön plana çıkan sanatçı, hemen hemen her albümünde çevre bilincini aşılama yolunda şarkılara yer verdi. Türkiye’nin değişik bölgelerinde çevre katili projeler aleyhine davalar açtı ve açılan davalara müdahil oldu. Mersin’in Kazanlı ilçesindeki Caretta Caretta Kaplumbağalarının soyunun tükenmemesi için protesto gösterilerinde bulundu. Kısa sanat yaşamına on üç albüm, on bin konser, iki kitap yüzlerce ödül, yardım konserleri, iki tane rekor konser (on iki saatlik), onlarca çevre davası sığdıran Haluk Levent, yürüdüğü yolda olgun ve emin adımlar atmaya devam ediyor.

Haramiler Biyografi



1960 lı yıllardaki ilk Haramiler grubunun kurucu üyesi Uğur Dikmen in de destek vermesiyle yine Haramiler adında bir grup genç üyeler tarafından 1991 yılında Eskişehir de kurulur. İlk Haramiler grubu gibi Anadolu Rock tarzında müzik yapmaktadırlar. İlk albümleri Alın Yazısı 1998 de Ada Müzik etiketiyle çıktı. Albümün en ilgi gören parçası olan Mavi Duvar a video klip çekildi. Drama Köprüsü, Alın Yazısı, Balıkçının Öyküsü, Camdan Küre gibi güzel parçaların bulunduğu albümüyle Anadolu Rock müziğini bize yeniden yaşatan Haramiler cover parçalardan oluşan 2. albümünü 2002 yılında piyasaya sürer. Grup bu albümünde Dadaloğlu, Fabrika Kızı, Leylim Ley vs. gibi klasikleşmiş parçaları bize yeniden sunmuştur. Şimdiye kadar yayınlanan iki albümü bulunan grup, albümlerinde özellikle Anadolu ezgilerini yoğun olarak kulanmıştır. Solistleri Ayhan Yener ile 2006 yılında vizyona giren Keloğlan Kara Prense Karşı isimli filmin soundtrack çalışmasını yapmışlardır.

Hasan Cihat Örter Biyografi



24 Ekim 1958 yılında İstanbul'da doğdu. Çok küçük yaşlarda harika çocuk olarak piyano ve keman ile tanişarak müziğe basladi. Daha sonra 5 yaşında klasik gitar ile tanışti ve ilk ciddi derslerini 7 yaşında Prof. Antonio Doumesitch'den aldı ve bu derslere 5 yıl devam etti. Bu arada Jazz gitar ile de ilgilenmeye başladı ve 12 yaşında küçük orkestralarda çalarak profesyonel oldu. Üsküdar Musiki Cemiyeti'nde Emin Ongan'ın Türk Müziği Derslerine katıldı, makam ve nazariyat dersleri aldı (1970-1972). Bağlama üstadı Şemsi Yastıman ile Türk Halk Müziği araştırmasına yönelik çalismalar yaptı ve bağlama üzerine sentezler geliştirdi. Lise eğitiminden sonra Boston Üniversitesi Berklee Müzik Akademisi'nden burs kazanarak Amerika'ya gitti "New Talend Of Succes" (1976 - 1979) Buradaki Kompozisyon ve Armoni derslerini tamamladıktan sonra dört yıllık okulu iki yılda üstün derece ile bitirdi ve Okulun isteğiyle Prof. Gordon Delamont'un ögrencisi olarak Belçika Kraliyet akademisi Liege Konservatuarı'nda Yüksek kompozisyon dersleri aldı (1979-1980) burada Türk müziği üzerine master ve doktorasini yaptı. (Türk müziği çok sesli denemeler.) Tezleri kitap olarak sunuldu. Istanbul Teknik Üniversitesi Ve Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuarları Rektörlüklerince; TÜRK MÜZIĞİNE HİZMET ETMIŞ ÖNCÜ BÜYÜKLERİMİZ ÖDÜLÜNE LAYIK GÖRÜLMÜŞTÜR. Ülkesine vatani vazife dolayısıyla döndü ve daha sonra burada Büyük orkestra çalısmaları ve stüdyo çalısmalarında bulundu. (Festival, Eurovision Orkestralari). Bu arada reklam, belgesel film ve tiyatro müzikleri yapmaya başladi. 1989 yılında kurulan Kent Orkestrası'na kadrolu sanatçı olarak girdi ve 8 yıllık hizmetten sonra kendi isteği ile ayrıldı (1998). 1994 yılında Dr. Ahmet Kurtaran'ın ricası üzerine Modern Folk Üçlüsüne girdi, orada gitar çalıp vokal müziği yaptı ve bu grubun aranjörlüğünü üstlendi. 1995 yılında da Amerika da Uluslararası Houston Jazz Festivali'ne bu grup ile katıldı. Harbiye Açık Hava Konseri ve (MFÜ. 1996) Ayni Grup ile 7 Şehirde Konserlere katıldı. Aynı yıl Uluslararası Akbank Jazz Festivali'nde grubuyla çaldı (1995 Ak sanat Kültür Merkezi). Kıbrıs 1. Girne Altın Zeytin yarışmasında Beste ve Şarkıcılık dalında 1. oldu. ve 1993 yılında ilk albümü olan ANADOLU EZGİLERİ KLASİK GİTARA ADAPTASYON'u çıkardı (Kent Plak -EMI). Bu albüm INSPIRATION serisinden bütün dünyada satılmaya başladı ve Sanatçı, dünyanın en büyük plak firmalarından E.M.I Klasik kataloguna girdi ve ALTIN PLAK aldı. Bu kompozisyonları daha sonra araştırmalar ve denemeler halinde kitap olarak çıkardı. (Hayatım Gitarım ve Müziğim 1995 Pan Yayıncılık). Bu kompozisyonların tamamı 2000'e yakındır. Daha sonra tüm dünya kadınlarına ve çalışan kadınlara adadığı KADIN'IN SENFONİLERİ albümünü yaptı. (Kent Plak 1995). 1996 yılında MODERN FOLK ÜÇLÜSÜ İSTANBUL ŞARKILARI albümünü yaptı. (Yapı Kredi Kültür Hizmetleri) . 1997 yılının sonunda RE-FORMATION (TÜRK MÜZIĞİ SAZ ESERLERİ NEW-AGE) albümünü yaptı. 1997'nin sonunda bu albümün Landon Southern Cross stüdyolarından re-mixi çıktı. 6.Albüm, (INSPIRATION RE-MIX). Sony Music European Catalogue'a girdi. USA Bill board dergisi Hasan Cihat Örter' i albümleri 30 ülkede satılan ilk Türk Sanatçısı ilan etti. Türk Jazzında birinci sıraya koydu (1998). 1999'da, MEKTUP FİLMİ SAUND TRACK (1998 RAKS), RE-FORMATION 2 (ANADOLU ESİNTİLERİ NEW-AGE/Sony Music) albümleri bütün dünyada satışa sunuldu. AŞK VE HÜZÜN (Ezgi Medya-2002). GİTARIN SESSİZ ÇIĞLIĞI (Genç Müzik 2003), (öğrencisi Yavuz ÇETİN'in anısına), İKİ DERVİŞİN AŞK YARASI (Seyhan Müzik 2004), İSTANBUL'DA MODERN OYUN HAVALARI (Seyhan Müzik 2004) albümlerini yaptı. Bütün dünyada sevgi barış ve hoşgörünün hakim olması temennisiyle yaptığı, DÜNYANIN GÖZYAŞLARI 'EMI' den ÜSTAD mahla'sıyla (2004) çıktı. En çok sevilen eserlerinden oluşan KLASİKLER 1-2-3 ve Şimdiye kadar yaptığım 18 albüm ve 2000 e yakın bestemin içinde en muhteşem olanı diye nitelediği ‘the humanity: Symphony Of Kabe And Hicret' albümü sanatçının kendi firmasından çıktı. 2005 yılı sonunda sözlerini Akın Ok'un yazdığı 13 eserden oluşan SENDEN YANAYIM (Artvizyon) albümünü ile dinleyicilerinin karşısına çıktı. 2006'da perdesiz gitar eserlerinin yer aldığı FRETLESS SONGS albümü ve HERKES GİTAR ÇALABİLİR adlı 2 vcd ve 1 kitapçıktan oluşan görsel eğitim seti sanatseverlerle buluştu. "Bizim Sazımız - Bizim Cazımız, Ne Var ? Ne Yok ?" TRT programına orkestrasıyla canlı müzik yaparak katıldı. Sürgündeki Devlet, Menderes, Kızıl Güneş, Sultan Galiyev, DÜNDEN BUGÜNE (TGRT), KIBRIS BELGESELİ (SHOW TV), KIBRIS BELGESELİ SOUND-TRACK CLIP, CUMHURİYET BELGESELİ, OSMANLI'NIN DOĞUSU (TRT 2), FATİH VE FETİH (TRT 1), DOĞDUĞUM TOPRAKLAR (TRT), SON TANIKLAR (TRT), SUMMER UNIVERSITY 2003-ISTANBUL TANITIM MÜZIKLERİ (42 ÜLKE-72 ŞEHİR)... gibi 200'e yakın belgesele özgün ve jenerik müzikleri yaptı. Cemal Reşit Rey Gençlik Festivali, Uluslararası Gitar Festivali (C.R.R. Ocak 2001, 2002, 2003, 2004, 2005) İstanbul Müzik Şenliği, 1995 Akbank Jazz Festivali gibi birçok uluslararası festivalde çaldı. TRT 2'de MÜZİK VE BİZ adlı programı hazırlayıp sundu. Program 4 yıl sürdü. Aynı zamanda STV' de 3 yıl canlı olarak benzeri daha önce yapılmamış "GECEYİ ÖRTEN MÜZİK" programını yaptı. Amcası Rembetiko uzmanı Erol ÖRTER (Buzuki Erol) ile BUZUKI EROL-EROL ÖRTER adı altında piyasaya sunulan kitabın hazırlanmasına katkıda bulundu ve rebet şarkılarını aranje etti, notasyonladı. Sanatçı yapmış olduğu sanatsal çalışmalarla 3000 e yakın ödül almıştır. İKİ SATIRLIK ŞİİRLER (Birun Yayinevi-2000), SANATÇI (Bemol Müzik 2002), SAZ ESERLERİ (Bemol Müzik 2003), MÜZİKLE TEDAVİ VE ARAŞTIRMALAR (Bemol Müzik 2003), ANADOLU'DAN KLASİK GİTAR ÇEŞİTLEMELERİ (VCD'li) (bemol muzik 2004), doktara tezi olan MÜZİK ve TERAPİ (CD'li) (Mephisto, 2005) Hasan Cihat Örter ' in önemli kitaplarıdır. Ayrıca sanatçının TCDD DEVLET DEMIR YOLLARI BESTESİ, TRAFİK CANAVARI İLE MÜCADELE DERNEĞİ BESTESİ, POLİS KOLEJİ MARŞI, ELAZIĞ 8. KOLORDU MARŞI, BEŞIKTAŞ SPOR KLUBÜ MARŞI, ÜSKÜDAR BESTESİ, ÜMRANİYE BESTESİ, TC 80. YIL MARSI, ÖZTÜKLER MARŞI, ORDU GİTAR FESTİVALİ BERTESİ, ORDU İLİ BESTESİ, ŞİLE BESTESİ gibi marş besteleri de vardır. Bandırma Belediye başkanlığınca "FAHRİ HEMŞEHRİLİK BERATI" verilmiştir. Yine Türkiye'de ilk defa "FAHRİ AVUKATLIK BELGESİ" alan sanatçıdır. Belge Ordu baro başkanı Sn. Av. Kenan Çebi ve Ordu Barosunca kendisine sunulmuş, Ordu valisi Sn. Kemal Yazıcıoğlu tarafından avukatlık cüppesi giydirilmiştir (2005). Sanatçımızın adı yaşarken sokağa verilmiştir. Oturduğu Üsküdar Salacaktaki "ISKELE ARKASI SOKAK" adı değiştirilerek, "BESTEKAR HASAN CİHAT ÖRTER SOKAĞI" olmuştur. (Üsküdar Belediye Meclisinin 4. Seçim Dönemi 5. Seçim Yılı 1. Olağan Toplantılarının 25.06.2003 günü 7. Birleşimince okunarak komisyondan geldiği şekli ile kabülüne oybirliği ile karar verilmiştir.)(İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisinin, 4. Seçim Dönemi, 5. Toplantı Yılı, Temmuz Olağan Toplantılarının 01 Ağustos 2003 tarihli 9. birleşiminde okunarak; Raporun aynen ve Oybirliği ile kabulü kararlastırılmıştır. Ali Müfit GÜRTUNA, Büyükşehir Belediye Başkanı.) Sanatçı A.B.D., Rusya, Hollanda, Belçika, İngiltere, Fransa, Yugoslavya, İspanya, İtalya, Almanya, Hindistan, Azerbaycan, Afganistan, Japonya, Çin, Hindistan ve Kıbrıs gibi pek çok ülkede konserler vermiştir. Bestelerinin aranjörlüğünü de kendisinin yaptığı sanatcımız aynı zamanda eserlerindeki bütün enstrumanların icracısıdır. Ülkemizde daha çok gitarist olarak bilinen Üstad Hasan Cihat Örter bütün enstrumanları virtiözite derecesinde çalabilmektedir. Halen çalışmalarını Üsküdar salacakta müzeye çevrilen ve aynı zamanda home studio olan evinde yürütmektedir. Üstad Hasan Cihat ÖRTER Yurtdışı ve yurtiçi konserlerinden vakit buldukça; ülkemizdeki müzikal yozlaşmaya, magazinel medyaya, televoleye, kültürel dejenerasyona karşı "Müzik ve Aydınlanma" seminerleri vermektedir..

Işığın Yansıması Biyografi



Işığın Yansıması yıllardır popüler kulvarın dışında kalmaya özen gösteren, klasik/protest rock çizgisinde kendi müziğini oluşturan bir gruptur. Grup ilk olarak, Uludağ Üniversitesi'nde 80'li yılların ortalarında, öğretim üyeliğini ve Müzik kulübü danışmanlığını sürdüren Murat Özyüksel ile Müzik kulübünden bazı öğrencilerin birlikte müzik yapmaya başlamalarıyla oluşmuştur. Şu anda grupta Bursa kadrosundan solo gitarda Ayhan Orhuntaş ve basta Barlas Çevikus bulunmaktadır. Grup önce Ünivirsite çevresinde ve giderek Bursa Açıkhava tiyatrosunda konserler vermeye, kendi bestelerini ve saundunu oluşturmaya başlamıştır. 1990 yılında Murat Özyüksel İstanbul Üniversitesi'nde göreve başlayınca çalışmalara uzun bir süre ara verilmiştir. Grubun toplanması ayrı kentlerde oturmak gibi hayatın getirdiği zorluklar nedeniyle olanaksız hale gelince, Murat Özyüksel Ercüment Vural ile birlikte grubun saunduna bağlı kalmaya çalışarak "Bir Çiçek Yılı Sonra" albümünü yayınlamıştır. Özyüksel bu albümde, ağırlıklı olarak grupla seslendirdikleri ve bazı yeni bestelerine yer vermiştir. Bu çalışmada yer alan şarkıların dördünü Teoman, ikisini Ercüment Vural, ikisini Aslı Omağ seslendirirken, birini Selen Gülün ve birini de şu anda grubun solisti olan Ali Erenus yorumlamışlardır. Selen Gülün grupta uzun bir süre klavye çalmış ve solistlik yapmıştır. Ali Erenus ise o dönem Ankara'da Bilkent Üniversitesi şan bölümünde öğrenci olduğundan çalışmaya katkısı sınırlı olmuş, ancak İstanbul'a döndükten sonra güçlü sesiyle gruba katılarak Işığın Yansıması'nın gücüne güç katmıştır.. Bir Çiçek Yılı Sonra albümü, popüler olmasa da müzik dünyasında kalıcı olarak yerini almış bulunmaktadır. Grubun kendi adıyla ilk çalışmasını 1997 yılında "Birdenbire" adıyla yayınlamıştır.Bu çalışmada Özyüksel'in yanı sıra Bursa'dan İstanbul'a yerleşen Barlas Çevikus ile Murat Durmaz da yer almışlardır. Birdenbire albümünde de ağırlıklı olarak Afşar Timuçin'in sözleri üzerine yapılan besteler bulunmaktadır. Birdenbire albümü de önemli müzik marketlerin raflarında hala yerini korumayı sürdürmektedir. Işığın Yansıması üç yıldır ideal ve kalıcı kadrosuyla çalışmalarını sürdürmektedir. Bu kadro Birdenbire albümünden Özyüksel ve Çevikus'a davulda Ertuğrul Koç'un yanısıra solo gitarda grubun kurucularından Ayhan Orhuntaş'ın ve yukarıda belirtildiği gibi solist olarak da Ali Erenus'un katılımıyla güç kazanmış, konser ve bar çalışmalarıyla etkinliklerini sürdürmüş ve bu arada iki yeni albümün hazırlıklarını tamamlamıştır. Bu iki yeni albümün biri Seyhan Plak tarafından piyasaya çıkartılmış olup, diğeri ise piyasaya bir süre sonra sürülecektir. Piyasaya yeni çıkmış olan "Nerde Ellerin" adlı albümde , klasik Işığın Yansıması saunduyla yine ağırlıklı olarak Afşar Timuçin'in sözleri üzerine yapılmış besteler yer almıştır. Bir dönem sonra piyasaya sürülecek olan ikinci albümün çizgi ve saundu ise farklı bir süreçte ortaya çıkmış bulunmaktadır. Özyüksel'in TRT için hazırladığı Demiryolları belgeselinin müziği için grup üyelerinin de katılımıyla yapılan çalışmalar, bir belgesel müziğinden öte beğeni kazanınca , grup aynı çizgide çalışmalırını geliştirmiş ve "Rayların İzinde " adı altında yayınlamaya karar vermiştir. Bu çalışma tam anlamıyla bir projedir. Anonim temalardan yola çıkılarak Anadolu'nun çeşitli yörelerine yapılan bir tren yolculuğunu anlatmaktadır. Ağırlıklı olarak sözsüz vokal kullanılmış, etnik/rock/new age tınılarının harmanlanmasıyla çalışmanın saundu oluşturulmuştur. Grup bu iki yeni çalışmasıyla tarzından, duruşundan ve müzik anlayışından ödün vermeksizin daha geniş kitlelere ulaşacağını umut etmektedir. ALİ ERENUS (Vokal) 1965 yılında İstanbul'da doğdu. Aksaray Oruçgazi ilk ve orta okulunun ardından Pertevniyal Lisesi'ni bitirdi. Marmara Üniversitesi Sinema ve Televizyon bölümünden mezun oldu. 1986 da Cenk Ünnü ile beraber Işığın Yansıması'ı kurdu. Grupla beraber sayısız konser ve 6 albüm çalışmasına imza attı. MURAT ÖZYÜKSEL (Gitar) 1970 yılında Erzurum'da doğdu. İki yaşında Ailesi ile birlikte Bursa'ya taşındı. Özel İ.E. Ana-İlkokulu ve Bursa Anadolu Lisesi'ni bitirdi. Bilkent Üniversitesi Turizm ve Otelcilik Bölümde üç yıl, Bilkent Konservatuvarı Jazz Bölümünde dört yıl okudu. Şu anda Anadolu Üniversitesi Halkla ilişkiler bölümü öğrencisi. 1987 yılından beri Işığın Yansıması üyesi. Grupla beraber sayısız konser ve 6 albüm çalışması yaptı. 1995 te Özlem Tekin, 1996 da Şebnem Ferah, 1997 de Aşkın Nur Yengi albumlerinde müzik yönetmenliği yaptı. AYHAN ORHUNTAŞ (Gitar) 1971'de İzmir Karşıyaka'da doğdu. İlkokulu Hakimiyeti Milliye (Ulusal Egemenlik) İlkokulunda, Ortaokulu İzmir Fatih Kolejinde bitirdi. Bu süre içinde İzmir Devlet Konservatuarı Şan Bölümüne devam etti. 1986'da İstanbul'a taşındı. Kadıköy Kenan Evren Lisesi'ni bitirdi... Şefik Şekeroğlu, Adnan Polge, Belkıs Aran ve Ayşegül Sabuncu'dan özel şan dersleri aldı. Klasik Batı Müziği ve Klasik Türk Müziği korolarında yer aldı, konserler verdi. 1987'de SAWDUST grubunu kurdu. Toplulukla konserler verdi. TRT Altın Anten ve Kuşadası Altın Güvercin yarışmalarında dereceler aldı. Cherokee adlı grupla dört yıl çeşitli klüplerde çalıştı. 1995'te Işığın Yansıması'a katıldı. 1996'da grubun üçüncü albümü Anatolia'yı ve 2001'de grubun dört, beş ve altıncı albümleri olan Popçular Dışarı (Konser), Unspoken ve Bir adlı albümleri seslendirdi. BARLAS ÇEVİKUS (Gitar) 1971 Karabük'te doğdu. İlk ve orta okulu Karabük'te, orta 3. sınıfı Kadıköy Anadolu'da okudu. İstanbul Üniversitesi Dericilik 2. sınıftan ayrıldı. 86'da Metafor grubunu kurdu. ERTUĞRUL MEMED KOÇ (Davul) 1967'de İstanbul'da doğdu. Aksaray Oruçgazi ilk ve ortaokulu ardından Pertevnihal Lisesi'ni bitirdi. İstanbul Üniversitesi Antropoloji bölümünden mezun oldu. 1986'da Hakan Utangaç ile beraber Işığın Yansıması'ı kurdu. Grupla beraber sayısız konser ve 6 albüm çalışması yaptı.

İhtiyaç Molası Biyografi



İhtiyaç Molası, Çanakkale’de, Taner Sarf (Gitar-vokal), Sinan Gürsoy (Bas), Tolga Çebi (Keman-klavye) ve Murat Güllü (Davul-vurmalılar) tarafından 1995 yılında kuruldu. Grup rüzgarların durmak bilmedigi bu kentte, 1993’ten itibaren çeşitli şekillerde bir arada çaldı, 1 Eylül Dünya Barış Günü gibi etkinliklere katıldı. Ilk yıllarda farklı şehirlerde yaşıyor olmalarından dolayı, biraraya geldiklerinde yollar katedip sonunda kendileri için bir "IHTIYAÇ MOLASI" vermeleri grubun adını dogurdu. 1995’ten itibaren, grup elemanlarının Istanbul’da yaşamaya başlaması ile IHTIYAÇ MOLASI sürekli bir grup kimligi altında çalışmalarına başladı. Bir süre, başkalarının şarkılarını çalarak, bir de dogaçlamalar yaparak birçok yerde sahne aldılar ve isimlerini duyurmaya başladılar. Bu arada yaptıkları besteleri de bu mekanlarda çalmaya başladılar ve alınan olumlu tepkiler albüm yapma fikrini ortaya çıkarttı. Bunun için öncelikle kendilerine bir çalışma stüdyosu yaptılar. 4. Levent Sanayi Mahallesinde “inşa” ettikleri bu stüdyo sayesinde rahat bir çalışma ortamı buldular. 1996 yılında Zuhal Müzik’in “Rock House”da düzenledigi yarışmada ilk beşe kaldılar. 1997 yılında 2.Roxy Müzik Günleri’nde avant-garde dalında finale kaldılar. 1998 yılında Ada Müzik tarafından çıkarılan “Sesimizi Yükseltiyoruz” adlı toplama albümde “Çengi” ile yer aldılar. Albüm fikrinin ardından, yapımcı aramaya basladılar. Ve sonunda Zihni Müzik’le albüm için anlaşmaya varıldı. Daha önce yapılan emprovize çalışmaların düzenlenmesi ile enstrümantal ve ingilizce sözlü parçalardan oluşan ve müzik eleştirmenlerinin “progressive rock” olarak tanımladıgı “MILAD” ortaya çıktı. Kayıt öncesi 2 aylık bir prova döneminden sonra, albüm kayıtları Raks-Marşandiz stüdyolarında gerçekleştirildi. Albümün çıkış tarihi Nisan 1999’dur. Albümün çıkışından sonra Istanbul, Ankara ve Çanakkale’de çesitli konserler verdiler. Ekim 1999’da “ÇENGI” adlı parçaya bir de klip çektiler. Albümle ilgili bir çok yayın organında olumlu eleştiriler yayınlandı. Özellikle yurtdışında bulunan progressive rock ile ilgili websitelerinde gelecek vadeden grup olarak gösterildiler. Bu özelliklerinden dolayı "Gibraltar Encylopedia of Progressive Rock"ta yer aldılar. Italya’da bir radyoda -radio popolare; “from Genesis to Revelation” programında Mart 2002’de ayın grubu seçildiler. Avrupa’da bir çok radyonun playlistine girdiler. Yurtdışında progressive rock dagıtımı yapan birçok firmanın kataloguna girdiler. 1999 sonundan itibaren grup elemanları askerlik nedeniyle 2 yıl kadar bir araya gelemediler. Bu görevlerinin sonunda tekrar toplanan grup, Taner’in yaptıgı stüdyoda provalarına başladı. İHTİYAÇ MOLASI şu anda 2. albüm hazırlıklarını tamamlanmış albüm grup elemanlarının Türkçe sözlü parçalarından oluşmaktadır. 1.5 isimli bu albümü dinlemenizi şiddetle öneriyoruz!!!

Karakedi Biyografi



Ankaralı rock grubu Karakedi, davulda Alper Skull, bas gitarda Bora Egemen, gitarda Görkem ve vokalde Asena ile bir bar grubu olarak kuruldu. Ankara'da Gölge, İnka, Jade, Sinema Bar, Rock Sokağı ve Yolcu Bar'da canlı performansları ile kısa sürede tanındılar. Özellikle Punk, Rock , Heavy Metal ve hatta Thrash Metal'e kadar uzanan repertuarı ve enerjik sahne performansı ile Ankaralı rock dinleyicilerinin büyük desteğini kazandılar. Iron Maiden, Black Sabbath, Judas Priest, Faith No More, Megadeth, Motorhead , Slayer, Pantera gibi sert grupların parçalarını yorumladılar. Bunun yanısıra Sex Pistols, Therapy? ve hatta Beatles'ın parçalarını kendi tarzları ile birleştirip punk ve rock destekli bir heavy metal sound'u yakaladılar. Grup bir süre sonra kendi besteleri üzerinde çalışmaya başladı ve bunları bar programları içerisine dahil ederek seyirciye ulaştırdı. Parçalarını !!!? adlı albümde toplayan grup 2003 yılının ilk günlerinde Ada Müzik etiketiyle piyasaya çıkardı. ASENA ÖZÇETİN 14.05.1973 tarihinde İstanbul'da doğdu. Çok erken yaşlarda annesinin de etkisiyle müzikle tanıştı. İlk ve ortaokul döneminde Duran Duran, Alphaville, Level-42, Kajagoogoo gibi gruplar ve Bruce Springsteen gibi müzisyenler sayesinde müzik zevkini şekillendirmeye başladı. 1987 yılında Janis Joplin'in sesini duymasıyla rock müziğe daldı. Bu tarihten günümüze kadar geçen zaman içerisinde The Cult, Whitesnake, Iron Maiden, Slayer, Manowar, Megadeth, Metallica ve Aretha Franklin sayesinde hem blues hem heavy metal üzerinde hakimiyet kurabilecek bir vokal tekniği kazandı. Çeşitli grup denemelerinden sonra 1991 yılında Çizgi Ötesi'ni kurdu. Bu grup daha sonra Hard Lines adını alarak 1996'ya kadar devam etti ve Ankara'nın tanınmış rock barlarında sahne aldı. 1996 yılında Tuborg Rock Festivali'nde Ankara birincisi oldular. Bu grubun dağılmasından sonra, önce Vertigo ardından DNA ile çalışmalarına devam etti. DNA ile İstanbul'da üst ve alt Kemancı, Doors ve Eylül adlı barlarda uzun süre sahne aldı. Bu İstanbul çalışmaları, yakın zaman önce piyasaya çıkan Karakedi albümünün de alt yapısını hazırladı. 1999 yılında daha önce yıllarca beraber çalıştığı Bora Egemen'le birlikte HarleQueen'i kurdu. Davulda Alper Skull ve gitarda Volkan Ünlüer'in yer aldığı grup, 1999'un sonunda gitarda Görkem Gündüz'ün katılmasıyla son şeklini aldı ve Karakedi olarak bu güne kadar geldi. Bu grupta Asena ses rengi ve yorumuyla Karakedi sound'unun en önemli unsurlarından biri oldu... GÖRKEM GÜNDÜZ 25.01.1975 tarihinde Ankara'da doğdu. Duran Duran ve Alphaville gibi grupların sayesinde erken yaşta müziğe başladı. 80'li yıllarda heavy metalin altın çağında gitar çalmaya başlaması onu özellikle ritim gitar konusunda etkiledi. Bu dönemin grupları müzik zevkini tamamen etkisi altına aldı. 90'lı yılların başında ilk grubu olan System Shock ile birlikte konserlere imza attı. Daha sonra 1996 yılında kısa ömürlü sayılabilecek ancak yaptıkları demo ile büyük beğeni toplayan power metal grubu Dirt'te gitar çaldı. 1999 yılında Karakedi'ye katılarak grubun kurucu kadrosunda yer aldı. Müzikal olarak Pantera, Megadeth, Alice in Chains gibi sound olarak farklı da olsa içeriği yakın olan gruplar, üzerinde etkili olmuştur. Bu grupların karanlık ama güçlü müziği Görkem'in ritme dayalı sound'unu yaratmıştır. Dinlediği ve etkilendiği gruplar arasında Pantera, Megadeth, Alice in Chains, Judas Priest, Flotsam and Jetsam, Overkill, Testament ve Iron Maiden sayılabilir. BORA EGEMEN 4 Temmuz 1972'de Ankara'da doğdu. Müziğe 7 yaşında piyano ile başladı. Lise yıllarında koro, bando ve Milliyet yarışmasına katılan gruplarıyla bu konudaki çalışmalarına devam etti. 1991 yılında klavyecisi olduğu grubun (Only the Lonely) ODTÜ konserinde basçısı geç kalınca bas çaldı ve çok sevdi. Bu tarihten sonra müzik hayatını bas gitarist olarak sürdürmeye karar verdi. Sade, süssüz ama melodik bas çalış stili onu oldukça aranan bir bas gitarist yaptı. Bora Egemenin bu tarzının oturmasında en önemli etkiyi Beatles yapmıştır. Bununla beraber AC/DC de çalışındaki sade ve güçlü havayı ortaya çıkarmasını sağlayan unsurlardandır. Pop rock'tan heavy metale kadar uzanan müzik zevki sayesinde rock'ın her tarzında yetkin bir çalış stiline sahip oldu. 1991-2003 yılları arasında sırayla: Şah-Mat, Penthouse, Dejavu, Vertigo, Atlantis, Hard Lines, Electric Blue, Shine, Mustafa Hadi Dedi, Domino, ve Harlequeen isimli gruplar ile barlarda çaldı. Bu gruplardan Vertigo ve Hardlines'ta Asena'yla beraber çalıştılar. 1999 yılnda da yine Asenayla Harlequeen'i kurdular ve bu grup Karakedi adını alarak bu güne ulaştı. Sallandı, yıkılmadı. ALPER SKULL İlk kez 1759'da Dublin'de doğdu. 12 yaşında davul, 15 yaşında gitar çalmaya başladı. 1985'de Baştepe, Ersöz ve Mustafa "Musti" Erman'la birlikte Skull'ı kurdu. Grup daha sonra Dr.Skull adını aldı ve 1990, 1992 ve 1994'de sırasıyla Türkiyede'ki rock'ın kilometre taşları arasında sayılan Wory Zover, Rool 4 Fools ve Hershey Yolunda !? albümlerini yayınladı. Alper, Dr.Skull ve Karakedi'nin bir çok parçasının oluşumunda görev aldı. Single Malt Whisky ve Guinness sever, Tom Waits dinler. Devrim'le evli, Ada adında bir oğlu ve Wanda adında bir kedisi var. METE KUTEŞ 12.01.1972 tarihinde Ankara'da doğdu. İlk gençlik yıllarında dönemin ünlü grupları Duran Duran, Alphaville ve A-ha ile müzik dünyasıyla tanıştı. Zaman içerisinde şekillenen müzik tutkusu rotasını rock müziğe çevirdi. Europe, Bon Jovi ve Iron Maiden bu yönelişte büyük rol oynadı. 1987 yılında davul çalmaya başlayan Mete Kuteş, ilk grubu Presentiment'ı 1989'da kurdu ve ilk konserini 1990 yılında bu grupla ASM'de verdi. Daha sonraki iki yıl içinde sırasıyla Crimegate ve Crestfall gruplarında davul çaldı. 1992 yılında Ankara'nın ünlü metal gruplarından Hazy Hill'e katıldı ve 1996'da askere gidene kadar bu grupla iki demo ve yurt içi, yurt dışı bir çok konsere imza attı. Askerlik sonrası bar çalışmalarına ağırlık veren Mete Kuteş, 1999 yılında da kendi şirketinden yayınlanan Hazy Hill'in toplama albümünde yer aldı. Takip eden dönemlerde çeşitli gruplarla sahne aldı ve 2002 aralık ayında Karakedi'ye katıldı.

Kesmeşeker Biyografi



Ülkemizin en uzun soluklu Rock gruplarından biri olan KESMEŞEKER, 15 yıllık tarihlerine 7 stüdyo albümü sığdırmıştır. “Dipten ve Derinden”, “Aşk ve Para”, “Tut Beni Düşmeden”, “İnsülin”, “İçinde İçindekiler Vardır” ve “İzin Vermedi Yalnızlık (Cenk Taner)” gibi birbirinden başarılı albümlerle Türk rock dinleyicileri arasında önemli bir yere sahip olan KESMEŞEKER, 3 yıllık sessizliğini Aralık 2004’te çıkardıkları “Kum” isimli albümleriyle bozdu. Grubun değişmeyen elemanı, bestecisi ve söz yazarı Cenk Taner’in liderliğinde müzik hayatına devam eden grup, bas gitarda KARGO grubundan Mehmet Şenol Şişli, gitarda MAVİ SAKAL grubundan Kaan Altan ve davulda da VEGA grubundan Timur Kurşunoğlu ile güçlendirmiş durumda.

Kramp Biyografi



Grup 1984 yılında Nezih ONUR (Bas Gitar/Vokal), Doğan SAKİN (Gitar/Vokal) ve İdris TÜBCİL (Davul), tarafından kuruldu. Daha sonra gruba Ahmet KARAFERYA (Vokal) de eklendi fakat Ahmet ile bir şekilde ilgili bazı parçalar ilk albümde yer almasına rağmen kendisi ancak ikinci albüm İstanbul Sokakları'nda yer alabildi. Grup 1986 yılında Onlarla isimli demosunu kendi imkanlarıyla yeraltı piyasasına sürmüştü. 1993 yılında ise ilk şirket albümleri Püf Püf'ü ŞAHİN Plak'tan çıkardılar. Gökalp BAYKAL da kayıtlarda bazı parçalarda synthesizer'da yer aldı. Grup kayıtlar konusunda istediğini alamayınca (ŞAHİN Plak'ın saygıdeğer sahibi sayın Hayri ŞAHİN grubun el emeği, göz nuru ve trink parası ile zarzor kaydettiği stüdyo kayıtlarını çoğaltırken kullanılmış bantlar kullandı, alttan yabancı sesler geliyordu, üstelik kendisi de hesapta türkücü müzisyendir, ne diyelim artık, Allah layığını vermiştir herhalde ya da verecektir) ADA Müzik ile anlaştılar ve 'Lan N' Oldu adıyla albümü ikinci kez çıkardılar. Albüme ismini veren 'Lan N' Oldu şarkısına bir de klip çekildi. KRAMP ilk olarak ismini - motorlardaki ana mil olan - KRANK koymuş (MOTORHEAD'den esinlenerek), daha sonra bu isim insanlar tarafından net olarak anlaşılamadığı için KRAMP olarak değiştirmiştir. Bugüne kadar Cem KARACA, Erkin KORAY gibi ustalarla konserlere çıktılar; Erkin KORAY'ın grubunda beraber ve ayrı olarak çalıştılar; Nuri KURTCEBE, Gökalp BAYKAL, karikatüristler APTÜLİKA ve Tuncay BATIBEKİ ve sağlam thrash gruplarından KRONİK ile yakın ilişkileri oldu. İkinci albümleri İstanbul Sokakları'nı 1998 yılında yine ADA Müzik'ten çıkartan KRAMP albümde ilk olarak Erkin KORAY'ın söylediği, sözleri ve müziği Nuri KURTCEBE'ye ait olan Tek Başına isimli şarkıyı seslendirdi. Nezih'in daha sonra İdris ve gitarist İzi ELİ ile birlikte kurmuş olduğu NAUTILUS'un şarkıcısı olan Wachtang MAKALATIA da bazı parçalarda synth ile eşlik etti. Tam bir rock / heavy metal arası sound'a sahip olan albüm birçok dinleyici tarafından beğenildi ve birçok yerde olumlu eleştiriler aldı. Tek Başına parçasına çekilen klipte APTÜLİKA, Tuncay BATIBEKİ ve tv-radyo rock programları yapımcısı Güven Erkin ERKAL da yer aldı.

Kurban Biyografi



Kurban, Türk Punk Rock grubu. 1995 yılında Outside adı ile kuruldu. Bu isim altında ingilizce şarkılar çaldılar. 1997 yılında grubun ismini Kurban olarak değiştirdiler ve aynı yıl, 1995 yılında katılıp başarı kazanamadıkları Roxy Müzik Yarışması'na katılarak 3.oldular 1999 yılında Metallica'nın Ali Sami Yen Stadı'nda verdikleri konserde alt grup olarak Metallica'dan önce çok başarılı bir konser verdiler. 1999 yılının Mart ayında ilk albümleri olan Kurban'ı piyasaya sürdüler. Ardından eski gitaristleri Umut Gökçen'in Amerika'ya göçmesi ile gitarist değiştirdiler ve son iki albümde yer alan Özgür Kankaynar ile yola devam kararı aldılar. Sert ve İnsanlar albümleri ile müzik hayatlarına kaldıkları yerden devam ettiler. Son büyük canlı performanslarını ROCKISTANBUL 2005'te Megadeth'in alt grubu olarak yaptılar. Grup Haziran 2005 itibariyle, tüm yükün Deniz Yılmaz'ın üzerine binmesi ve son albümleri İnsanlar'ın bir ayda sadece 25.000 kopya satması sebebiyle dağıldığını açıkladı. Deniz Yılmaz Panik isimli gruba, davulcu Burak Gürpınar Athena'ya katıldı, grubun basçısı Kerem Tüzün ise Demir Demirkan'la sahne almaya başladı. Grubun bir akustik albüm projesi vardı, fakat dağılmaları sonucu bunu gerçekleştiremediler. Kurban 31 Aralık 2006 tarihi itibariyle tekrar bir araya geldiklerini açıkladı. Tekrar birleşmelerinin ardından 26 Ocak 2007'de İstanbul'da ve 27 Ocak Ankara'da olmak üzere konser verdiler.2007 nin ilk aylarında turneye çıkan Kurban, solist Deniz Yılmaz'ın askere gitmesi sebebiyle 25 Şubat 2007'den itibaren 15 aylık bir ara vermiş oldu. Grup şimdilerde çalışmalarına devam etmektedir... KEREM TÜZÜN (Bas Gitar) 14 Subat 1971'de Istanbul'da dogdu. Ilk - orta - lise'yi Özel Isik Lisesi'nde okudu. Müziğe ilkokulda TRT Istanbul Çocuk Korosu'nda basladi. Ortaokuldayken Belediye Konservatuvarı'nda 2 sene klarnet egitimi gördü. 1989'da bas çalmaya basladi. Lise sıralarında basketbol, hentbol ve buz hokeyi oynadi, sagı solu çok paralandığı ve bazen bas çalamaz hale geldiği için bunlardan vazgeçti. Mimar Sinan Üniversitesi Sanat Tarihi ve Arkeoloji Bölümünü bitirdikten sonra Istanbul Teknik Üniversitesi Mimarlik Tarihi Bölümünde Master yapti. Askere gitti. Askerden geldi. Istanbul Teknik Üniversitesi MIAM'da tonmaysterlik bölümünü bitirdi. Audiofact'in "Asithane" albümünü kaydetti, miksledi. "Homesapiens" proje CD'sinde kendi parçası ile yer aldı. 1996'dan beri CRR Konser Salonu'nda çalışmakta. Şimdiye kadar Ten On Richter, Nuh'un Gemisi, Toys, Contrast, Cockroach, Demir Demirkan Öztürk İlmaz ve Hücum Kedi? ile çaldı. Aslında Kurban'ın basçısıdır. BURAK GÜRPINAR (Davul) 23 Mart 1975'te İstanbul'da doğdu. Marmara Ünıversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi, Endüstri Ürünleri Tasarımı bölümünden mezun oldu. Müziğe; 1989 yılında, en yakın arkadaşlarıyla kurduğu grupta apartmanlarının bodrum katında davul çalarak başladı. Lise yıllarında okullar arası düzenlenen müzik yarışmalarına katıldı, dereceler aldı, bir yandan da Virüs, Badluck, Blue Blues Band, The End gibi topluluklarla çalıştı. 1994'te "Not With My Sister" adlı gruba girdi ve alternatif müziğe yöneldi. Ardından Cockroach'la da çalışmaya başladı. 1995'te prova stüdyosu açtı ve ilk adı OUTSIDE olan KURBAN grubuyla; orada çalışmaya başladı. 1999'da The Climb'a katıldı.Bir yandan da içlerinde Kurban'ın iki albüm kapağı ve web sitesinin de olduğu pek çok grafik tasarım projeleri ile ilgilendi. 2002 yılında askere gitti, 2003'de döndükten hemen sonra Kurban'ın yeni albümünün kayıtlarına girdi ve 2001'de, barlarda cover çalmak üzere oluşturdukları Hücüm Kedi ile çalmaya devam etti... DENİZ YILMAZ (Vokal, Gitar) 5 Şubat 1974'te İstanbul'da doğdu. Müzik eğitimine ortaokulda gitar ve davul dersleri alarak başladı. Aynı tarihlerde ilk grubu Indians'ı kurdu. Lise yıllarında gitarist ve solist olarak birçok yarışmaya katıldı. Daha sonra profesyonel olarak konserler vermeye başladı. Cockroach adlı grupla çalıştı ve bu gruptan Jan Peridar ile ilk prova stüdyosunu açtı. 1993'te Biltek Üniversitesinin işletme bölümünü kazandı ve burada bir müzik kulübü açtı. 1995'te kendi bestelerini çalan Outside adlı grupla çalıştı ve yarışmalara katıldı. 1997'de Outside Türkçe sözlü müziğe yöneldi ve grubun adı KURBAN olarak değişti. 1999 yılının Mart ayında KURBAN'ın ilk albümü piyasaya çıktı. 2001 yılında Yıldız Teknik Üniversitesi, Sanat ve Tasarım Fakültesi, Müzik ve Sahne Sanatları Bölümü, Duysal Tasarım Programı, Müzik Teknolojisi dalını kazandı ve halen bu bölümde eğitim görmektedir. 2002 yılının ekim ayında KURBAN'ın "SERT" isimli albümünü kendi kurduğu Stüdyo Punch'ta kaydetti. ÖZGÜR KANKAYNAR (Gitar) 2 Kasım 1975'de Sivas'ta doğdu. '92 yılında müziğe başladı ve kendi besterinden oluşan Protest projesinde yer aldı. Mayıs 2000'de Roxy Müzik Günlerinde MOD adlı grupla finale kaldı. Ağustos 2000'de KURBAN'a katıldı. Sibel Tüzün, Koray Candemir ve Aylin Aslım'la çalışmasının yanısıra pek çok sanatçının albüm kayıtlarında gitar çaldı. İstanbul bilgi üniversitesi Proffesional Music bölümünü bitirdi. 2003 yılında Kurban'la beraber ilk kayıt çalışması olan "Sert" de yer aldı.

Mat Biyografi



MAT ilk olarak 1993 yılında Engin, Fatih ve Korhan'ın Galatasaray Lisesi'nde ortaokul yıllarında müzik yapmak için bir araya gelmesiyle ortaya çıktı. O dönemde grup içinde görev dağılımı sürekli değişiyordu, bugün vokal yapan ve gitar çalan Fatih o dönemde grubun tarzına uygun yetenekli bir baterist bulunamaması sebebiyle bir süreliğine bagetleri devralmıştı. Resimde en sağda görülen Tuğrul o dönem grubun vokalistliğini yapmış, pek çok konsere katılmıştı. Grubun kendi bestelerinden oluşan ilk demosu Ocak 1997’de tünelde “Hey” isimli bir stüdyoda bu kadroyla kaydedilmişti. Üçlü birlikteliğini Galatasaray Üniversitesi’nde de devam ettirdi. Vokal ve lead gitarda Fatih, bas gitarda Korhan, diğer gitarda Engin’le çift lead gitarlı bir grup olarak gruptaki görev dağılımı oturmuş, yıllardır süren baterist arayışı devam ettirilmekteydi. Kuruluşundan itibaren 10 yıldan uzun bir süre boyunca farklı adlarla pek çok konser veren grup bu süre içerisinde daha çok beste çalışmalarıyla ilgilendi. Grup üyeleri 2002 yılında 50$’lık bir amfi, gri bir bilgisayar mikrofonu ve midi davullarla kaydını gerçekleştirdikleri “Ev yapımı” adlı demolarıyla Müzik Eseri Sahipleri Grubu (MSG) üyesi olarak bestelerinin ve şarkı sözlerinin haklarını tescil ettirdiler. Bu şarkılar içinde 1997 yılındaki kayıtlarda da yer alan “Tutsaklık” “İlk Sen” gibi parçalar ve yepyeni besteler yer aldı. Verilen bir ilan sayesinde Onur'u kadrosuna katıp, ekipmanını ve repertuarını tamamen yenileyerek bar çalışmalarına yöneldi. Yılların birlikteliğinin getirdiği grup ruhu ve profesyonel tavrı ile MAT, 2004 yılında Ex-Bronx, Cafe Guitar, Ohm, Pulp ve Alt Kemancı gibi mekanlarda ve çeşitli üniversitelerin festivallerinde boy gösterdi. Aynı yıl Galatasaray Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencileri tarafından, yönetmenliğini grubun ilk vokalisti Tuğrul’un üstlendiği MAT: Yeni Bir Hayat adlı grubu anlatan kısa bir film çekildi. Kasım ayında MAT kendi şarkıları ve bir Barış Manço cover'ından oluşan 4 şarkılık demosunun kayıtlarını tamamladı. Demo, Audio CD formatında İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa ve Eskişehir'de çeşitli üniversiteler, müzik stüdyoları ve müzik mağazalarında ücretsiz dağıtıldı, aralık ayında siteye mp3 formatında eklendi. Aralık ayında Bilgi Üniversitesi Sinema Bölümü öğrencilerinden Ayşe Oğun yönetmenliğinde bir öğrenci grubu Yosun'un klip çekimlerine başladı, klibin kurgusu ve montajı aralık sonunda Artun Topçudere tarafından tamamlandı, klip siteye eklendi. Grup bir plak şirketinden ilk ciddi teklifini yine bu dönemde aldı. Yosunun klibi 2 Şubat 2005'te ilk kez Güven Erkin Erkal'ın sunduğu Yüxexes programında yayınlandı. Klip DreamTV yayın yönetmenlerince beğenilerek günlük rotasyona alındı. Ardından TRT'de Rock Market programıyla yayına girdi. Grubun demo kayıtlarındaki şarkılar pek çok radyo kanalının yayınında kendilerine yer buldu. Bu dönemde Pulp'ta birinci yılını kutlayan grup 10. Tuborg Roxy Müzik günlerinde ikinciliği aldı. Üniversite festivallerinin dahil olduğu pek çok konserde boy gösteren grup Kemancı'da düzenlenen Rock'n Dark konserine katılarak NumberOne TV yayın akışında yer aldı. Yine bu dönemde Herkes Biliyor'un yaz aylarında raflarda yerini alacak Karma Karışık adlı bir derleme albümde yer alması için anlaşmaya varıldı. MAT yazı takip eden dönemde İstanbul’da Bronx, Irish Center, Life Roof, Balans gibi mekanlarda, İzmir’de Kemancı, Bursa’da Çaçaron Rock Bar, Eskişehir’de Doors Park’ta konserler verdi, televizyon ve radyo programlarında ve yazılı basında yer almaya devam etti. 2006'nın ilk haftasında Herkes Biliyor'un yer aldığı Karma Karışık piyasaya sürüldü. MAT 2006 boyunca stüdyo kayıtlarını hazırladı. Kayıtlar RMS stüdyoları ve grubun kendi ortamında tamamlandı, mastering işlemi Çağlar Türkmen tarafından yapıldı. Aynı yıl grubun finansmanıyla Herkes Biliyor'a destroyMAT isimli bir animasyon klip hazırlandı. Klibin animasyonları pokeimam, sayko kemal, mukus leo, dayı ve kaykaycı çocuklar, saykomatrix gibi animasyonlardan ve destroyonur isminden hatırlanabilecek destroycartoon’un yaratıcısı Onur Kek tarafından hazırlandı. Stüdyo çalışmaları biter bitmez canlı performans üzerine yoğunlaşan MAT 2006'nın son günlerinde cumartesi geceleri sahne aldığı Pulp'ta aralık ayında çekilmiş canlı performans görüntülerden oluşan videolarını, Kolay Değil'e bu videolardan hazırlanmış bir klibi ve destroyMAT'ı video sayfasına ekledi. 15 Mayıs 2007 tarihi itibariyle Yosun Müzik etiketiyle MAT albüm piyasaya çıkmıştır.13 Parçadan oluşan albümde 2 parça dışında diğer tüm parçaların Söz ve Müziği MAT grubuna aittir.

Mavi Işıklar Biyografi




Mavi Işıklar, 7 Eylül 1964 tarihinde kuruldu. Mavi Işıklar’ın ilk kadrosu, Çetin ve Metin Yavuzdoğan kardeşler, Nejat Toksoy, Cihat Günaydın ve Zamir Manisa’dan oluşuyor… Grup kurulur kurulmaz sıkı bir çalışma temposuna girer. Eylül 1964’de Tercüman Gazetesi’nin düzenlediği çekilişlerden birine katılarak, Spor ve Sergi Sarayı’nda sahneye çıkarlar. Kendilerine bir örnek kıyafet diktirmişlerdir ve sahnede “Amerikan Müziği” icra etmekte olan bu grubu izleyiciler de hemen bağırlarına basmış ve tekrar tekrar sahneye çağırmışlardır. Ekim ayında önce Kulüp sonra da Lale Sinemalarında sahneye çıkarlar. Her iki konser de öyle başarılı geçer ki, her iki sinema sahibi, gruba mekanlarında sürekli çalışmayı önerir. Grup üyeleri önerileri kabul etse de bu ağır tempoya üniversite eğitimlerine devam ettikleri için, yalnızca Lale Sineması’nda sahneye çıkmaya devam ederler. Aralık 1964’de “Hürriyet”in ilk defa düzenleyeceği “Altın Mikrofon Armağanı Yarışması”na, katılmaya karar verirler. Grup, “Helvacı Helva” türküsünü “twist temposu” ile icra edecektir. Hürriyet’in bu yarışmasına tam 78 başvuru yapılır. Cem Karaca ve Jaguarlar, Ayla Dikmen, Cahit Oben, İlhan Feyman, Şerif Yüzbaşıoğlu ve niceleri başvurular arasındadır… Bu 78 şarkıcı ve grup, aralarında; Aykut Sporel, Çetin Emeç, Faruk Yener, Genco Erkal, M.Ali Birand, M.Nurettin Selçuk, Ruhi Su,Selmi Andak, Safiye Ayla’nın da bulunduğu 80 kişilik bir jüri önünde sınav verirler. 8 Ocak 1965’de elemeler yapılır ve 10 ekip finallere kalır. Onlardan biri de Mavi Işıklar’dır. “Batı müziği tekniği, anlayışı ve enstrümanları ile hazırlanan modern Türk Müziği “ parçalarını ekipler, birçok ilde konserler vererek, seyirci oylarıyla belirlenecek uzun bir sürece girerek halka sunarlar. Uzun maraton 23 Şubat’ta Şişli Site Sineması’nda son bulur. “Yıldırım Gürses 1985 oyla 1., Mavi Işıklar 1407 oyla 2. ve Siluetler 1188 oyla 3.” olmuşlardır. Dört renkli ofset baskılı, dört tarafı kapalı bir kap ve plastik bir kılıf içinde bulunan, kalıpları İtalya’da hazırlanan Altın Mikrofon plakları piyasaya çıkar. “Kanamam / Helvacı şarkılarının bulunduğu plakla gelen başarıyı konserlerle sürdürür Mavi Işıklar. Dönemin en önemli gazinosu “Kazablanka” olmak üzere birçok yerde sahne alırlar. Muzaffer Aslan’ın yönettiği “Şeker Gibi Kızlar” filminde görünerek, Fatma Girik’in yeni moda olan”Let’s Kiss” dansını yapmasını sağlarlar. 1966 yılında, Mavi Işıklar, yine Altın Mikrofon’a katılır. Sekiz ilde yapılan finaller sonrası, grup, “Çayır Çimen Geze Geze” şarkılarıyla yine ikinci olur. Birinci ise Silüetler’dir… “Çayır Çimen Geze Geze / Pınarbaşı “ şarkılarının bulunduğu ikinci 45’likleri de piyasaya çıkar. Kısa süre sonra da üçüncü plakları. “Johnny Be Goode / Justine” adlı plak Temmuz 1966’da piyasaya çıkar. Zamir Manisa askere gider yerine Ayzer Danga gruba katılır… 1966 Eylül ayında Mavi Işıklar “Sayan”la anlaşır ve bir altın çağ başlatır. Sayan beraberliğinin ilk plağı bir 45’lik değil, dört şarlık bir “EP” olur. “Ankara Rüzgarı’nın yanına üç İngilizce şarkı katılarak yapılan bu plak en gürültü koparan bir yapım olmuştur. Eleştirmenlerden “tam not” alır ve “aranjman yönünden çok kuvvetli” bulunur. “Ankara Rüzgarı” Beatles’ın “Paperback Writer”ile liste başı olduğu, Marc Aryan.Peppino Di Capri ve Adamo tarafından parsellenen “Top 10”a girmeyi başaran ender Türkçe şarkılardan biridir… Aynı yılın sonunda grubun beşinci plakları piyasaya çıkar. Ayva Çiçek Açmış/Come Home/Senede Bir Gün/Slipin’and Slidin’ Mavi Işıklar rüzgarını bir fırtınaya çevirmiştir. 1967 yılında Mavi Işıklar “Milliyet Gazetesi” tarafından okur oylarıyla yılın grubu seçilir ve “Çayır Çimen Geze Geze” adlı şarkı yeniden plak olarak basılır. Bu yine dört şarkıdan oluşan bir “EP”dir. İki Türkçe, iki İngilizce şarkı… Eylül 1967 ‘de yeni bir plak daha yayımlar Sayan.Kız Sen Geldin Çerkeşten/I Know What I Want/Yar Saçların Lüle Lüle/The Great Air Plane Strike of 1967… 1968 yılı başında piyasaya verilen plak yine grubu liste başına taşımaktadır.The Seventh Son/Tatlı Bela/Gözyaşları/In My World. O sıralarda grup, Cihat Günaydın’ı askere gönderir ve yerine Adnan Göyken’i alır.Grup bu kadro ile “Topkapı Festivali”elemelerine katılır. “Üsküdar”adlı parçayla yarışmanın birincisi seçilir. Grup, dördüncü yılı bitirip beşinci yıla girdiğinde bir 45’liklerini daha çıkarır.Ağla Çocuk Gibi/Giresun Kayıkları… Yarışmadan sonra Mavi Işıklar en büyük hit’leri “İyi Düşün Taşın/Ain’t That So? adlı plaklarını yayımlar… Ardından da ilk ve tek albümlerini…Mavi Işıklar-Sayan birlikteliği Üsküdar/Büyükbabam Der ki plağı ile son bulur… Batı plak adlı küçük bir firmadan Light My Fire/Gül Dalı’69/Ob-La-Di,Ob-La-Da adlı plağı çıkarırlar. 70’lere gelindiğinde Cihat Günaydın askerliğini bitirmiş ve gruba dönmüştür. Adnan Göyken ise gruptan ayrılır ve İngiltere’ye gider. 70’ler, Türk Popu için “Anadolu Pop” demektir… Barış Manço, Fikret Kızılok, Cem Karaca, Erkin Koray ve Moğollar’da müzik sahnesindedir… Mavi Işıklar da kuşkusuz hala çok popülerdir. Sahne show’larında “ilginçlik” sergilerler.(Yatak odalarını sahneye taşır, şarkılarını pijama ile söylerler) Disko’dan çıkan plakları da çok satmaktadır. Disko’dan çıkan ilk plak Gitme Kal/Venüs ve Aşk olur. Bu sıralarda Ayzer Danga’nın askere gitme sırası gelir ve yerini Nur Moray’a bırakır. Sevgilim/Zaman adlı 45’liklerini çıkardıktan sonra kadroda bir değişiklik daha olur.Nur Moray okuluna döner ve Grup Atilla Şimşek İle yola devam eder. Ve Disko’dan son 45’likleri çıkar. Aşk Çiçeği/Yaramaz ne oldu sana… Bir süre sonra, Mavi Işıklar, çalışmalarını yavaşlattı sonra da tamamen sona erdirdi. Çünkü grubun solisti Nejat Toksoy ile Orgcusu Metin Yavuzdoğan’ın vatani görevlerinin zamanı gelir… İkilinin uzun askerlik dönemlerinden sonra, Türkiye’de arabesk akımın piyasaya tamamen hakim olması ve ülkenin içinde bulunduğu ekonomik ve siyasal ortamın grup müziği yapılmasına uygun olmaması nedeniyle müzik yaşamlarına nokta koyarlar… 1990 larda grup üyeleri yeniden bir araya geldiler… Metin ve Çetin Yavuzdoğan kardeşler, Cihat Günaydın, Atilla Şimşek ve Nejat Toksoy tekrar çalışmalara başladılar… 11 Temmuz 2000’de CHIVICOM’un katkıları ile tam 30 yıl sonra sahne alarak iki saat süren bir konser vererek eski ve yeni hayranlarının karşısına çıktılar. Eski performanslarından bir şey kaybetmediklerini gösterdiler… 2000 yılının ilk aylarında da, 1968 tarihli ilk albümleri, Almanya’da, ’60 ve ‘70’lerin Türk grupları ile ilgilenen bir firma tarafından basıldı. Şimdilerde ADA Müzik tarafından seçme parçalarının yer aldığı CD ve kasetleri piyasada…

Mavi Sakal Biyografi



Mavi Sakal 1979 senesinde Tarsus Amerikan Lisesi'nde öğrenci olan Murat Tümer (Davul), Kaan Altan (Gitar), Tibet Ağırtan (Gitar, Vokal) tarafından kuruldu. 1984 yılında grup elemanları üniversite eğitimlerine devam etmek için İstanbul'a gelerek müzik çalışmalarını sürdürdüler. 1984 - 1992 seneleri arasında Türkiye çapında birçok solo konser düzenleyen grup aynı zamanda uluslararası Çeşme ve Antalya festivallerinde de konserler verdi. Mavi Sakal "Çektir Git" adını verdiği ilk kasetini 1992 yılında piyasaya çıkarttı. Albüm grup üyeleri tarafından Boğaziçi Üniversitesi Stüdyolarında kayıt edilmişti. Mavi Sakal ilk albümleri ile hayran kitlesi toplamayı başardı. Bunun üzerine 6 ay sonra stüdyo'ya giren Mavi Sakal 1993 Şubat ayında "Mavi Sakal 2" yi piyasaya sürdü. Albümün açılış parçası "ŞAŞKIN" çok kısa sürede tüm radyo ve televizyonlarda boy göstermeye ve listeleri zorlamaya başladı. Bunun üzerine plak şirketleri "Mavi Sakal 2" yi CD olarak piyasaya sürdü. Bu yayımlanan ilk Türk Rock CD'si oluyordu. Grup 1993 Nisan - Mayıs aylarında 35 konserlik bir Türkiye turnesi gerçekleştirerek 116.000 izleyiciye ulaştı. Aynı zamanda albümün hit parçası "Çektir Git" tüm radyolarda ençok istek alan parçaların arasına girerek grubu listelerde üst sıralara çıkartıyordu. 1993 yılının Aralık ayında Mavi Sakal bir açıklama yaparak solistleri Tibet AĞIRTAN'ın gruptan ayrıldığını ve müzik çalışmalarına tek başına devam edeceğini açıklıyordu. Uzun bir sessizlik döneminden sonra Mavi Sakal davulda Murat Tümer, gitarda Kaan ALTAN birlikteliğine 1996 Ekim ayında vokalde Genç Osman YAVAŞ, bas gitarda Andy WAND'un katılımı ile yeni bir şekil verdi. Grup elemanları 8 aylık provalar sonucunda Temmuz ve Ağustos aylarında stüdyo'ya girerek "Mavi Sakal 97/ İki Yol" adını verdikleri üçüncü albümlerini hazırladılar. Albümün yapımını Tümer & Tümer üstlenerek dünya standartlarında bir yapım ortaya çıkartmayı amaçladı. Kayıtlar Finlandiya'da Finnvox Stüdyoları ile Londra'da Batman, 007 Goldeneye, Evita, The Saint ve Les Miserables gibi dünyaca ünlü film müziklerinin kayıt edildiği CTS stüdyolarında gerçekleştirildi. Mavi Sakal "Mavi Sakal 97/ İki Yol" adını verdiği albümünde Status Quo, Moody Blues, Jose Feliciano ve Brian Johnson (AC/DC) gibi dünyaca ünlü sanatçılara sayısız platin ve altın plak kazandırmış, üç Grammy sahibi bir prodüktörle, Pip Williams ile çalıştı. Aynı zamanda ikinci prodüktör, Waltari ve Staratovarius gibi önemli heavy metal toplulukları ile altın plaklar kazanmış Mikko Karmila albümde 5 şarkının prodüktörlüğünü ve ses mühendisliğini üstlendi. Gruba Hammond Org'da Finli sanatçı Pate Kivinen ve kontrbas'da bir başka Finli Juho Martikainen eşlik etti. Aynı zamanda albümün üç parçasına Moody Blues topluluğunun piyanisti Bias Boshell katkıda bulundu. Grubun eski solisti Tibet Ağırtan albümde geri vokallerde Mavi Sakal'a destek verdi. Mavi Sakal 97/ İki Yol'da ayrıca senfonik parçalarda Londra Senfoni, Londra Filarmoni ve ST.Martin In The Fields orkestralarından seçilen 40 müzisyenden oluşan London Session Orchestra gruba eşlik etti. Senfonik parçaların orkestrasyonu Pip Williams tarafından yazılırken, orkestra organizasyonu yine konunun uzmanı Isobel Griffiths tarafından yapıldı. Büyük orkestranın şefliğini Gavyn Wright yaparken James Shearman yönetti. Senfoni kayıtları Jamess Collins tarafından gerçekleştirilerek mixler İngiltere'de Chapel Studios'da yapıldı. Mavi Sakal 13-14 Aralık 1997 tarihlerinde STATUS QUO grubunun davetlisi olarak Londra WEMBLEY ARENA'da iki konser verdi. Mavi Sakal albümle aynı adı taşıyan İki Yol adlı parçanın klibini Amerika'lı genç yönetmen Charles Richards ile 15 - 18 Ekim tarihleri arasında çekerek Kasım ayında düzenlenecek ve grubun uluslararası projelerinin açıklanacağı basın toplantısı ile müzikseverleriyle buluştu. Grup 1998 senesinde Doritos sponsorluğunda ‘Kan Kokusu’ adını verdikleri albümlerinin Türkiye turnesine çıkarak 32 ilde konserler verdi. Mavi Sakal 1999 senesinden beri birkez daha sessizliğe gömülmüştü. Mavi Sakal bu albüm için yepyeni bir ekiple yola çıkmıştı. Murat Tümer(davul), Batur Yurtsever(bas), Taylan Dedeoğlu(gitar), Tibet Ağırtan(vokal,gitar) vardı bu ekipte. "Kurucu kadro" dan Kaan Altan ise Karapaks ve Kesmeşeker ile yoluna devam edecekti. Taylan Dedeoğlu ve Batur Yurtsever Mavi Sakal'a yıllarca destek olmuş, projelerde yardım etmiş tecrübeli ve başarılı müzisyenler. 2007'de çıkan "Yeni..den" albümü, 4 yeni parça ve 4 de eski Mavi Sakal parçasının tekrar kaydını içeriyor ve hard rock sevenler için birebir. Kayıtlardan, şarkılardan kalite ve tecrübe akıyor. Bu kadro, yola devam etmekte.

MFÖ Biyografi



Önce Kaygısızlar, sonra Mazhar – Fuat ikilisi, arada İpucu Beşlisi ve son olarak Mazhar Fuat Özkan ya da tercih edilen adlarıyla MFÖ… Otoriteler tarafından Türkiye’nin gelmiş geçmiş en önemli topluluğu kabul edilen grup karşımıza bu isimlerle çıktı, 1965’ten bu yana. "İlk" albümleri Ele Güne Karşı yayınlandığında aslında yirmi yıllık bir topluluktu Mazhar Fuat Özkan. Mazhar – Fuat adıyla yayınlanmış bir buçuk 45’lik (Türküz Türkü Çağırırız / Güllerin İçinden ve Lale Akat’ın Elveda Mutluluğum Merhaba Acılarım plağının arkasında yer alan o unutulmaz Hekimoğlu) ve bir albüm (Türküz Türkü Çağırırız) ile İpucu Beşlisi adıyla yayınlanmış bir 45’liğe (Heyecanlı / Hop Otur Hop Kalk) imza atan topluluk, Kaygısızlar adıyla da birkaç plak yapmış, Barış Manço’ya eşlik ettikleri dönemde, Manço’nun unutulmaz plaklarında çalmıştı. Mazhar Fuat Özkan’ın temeli 1960’lı yılların hemen başında atıldı: Fuat’la Mazhar tesadüfen tanıştı, anlaştı, müzik yapmaya başladı. Bu tanışma konusunda rivayet muhtelif… Ama nesne ve özneler belli: Mazhar Alanson’un elinde bir Beatles plağı gören Fuat Güner, plağı beraber dinlemeyi önerir, eve giderler; dinlerken bir ara gitar ele alınır, akorlar çalınmaya başlar ve beraber müzik yapabileceklerini anlarlar. Plak kesin Beatles plağı ama albüm adı konusunda çelişkili bilgiler var. Tanışma yeri de kimi zaman bir pasaj, kimi zaman belediye otobüsü ya da Kadıköy’de bir çay bahçesi. Kaygısızlar’ın ilk kadrosunda, Mazhar’la Fuat’ın yanında Ali Serdar ve Semih Oksay var. Topluluğun katıldığı ilk büyük sahne gösterisi de 1965 yılında üçüncüsü düzenlenen Boğaziçi Festivali. Yarışmalı festivalde Erol Büyükburç, İlham Gencer, Yurdaer Doğulu, Silüetler gibi dönemin önemli şarkıcı ve topluluklarıyla sahne alan Kaygısızlar’ın, bol bol ödül dağıtılan yarışmadan ödül alamayan tek topluluk olarak çıkmaları bir talihsizlik. Kaygısızlar, yarışmada beğeni toplamışlar, Münir Tireli’ye göre "tipik bir rahatsız beat kuşağını temsil eden bir poz vermişler ve bu festival konusunda da kaygısız tavırlarını sürdürmüşlerdi." 1967’ye kadar kendi kanatlarıyla uçan Kaygısızlar, o yılın sonlarına doğru Barış Manço ile birleşti ve birbiri ardına plaklar yaptı. Kol Düğmeleri, Seher Vakti, Kızılcıklar, Bebek, Unutamıyorum, Ağlama Değmez Hayat, Kirpiklerin Ok Ok Eyle, Kağızman hep bu dönemin şarkıları. Barış Manço – Kaygısızlar ortaklığı, verilen ürünlerin kalitesi ile takdire şayan ancak kısa süren bir ortaklık olması itibariyle üzücü. Barış Manço’nun erken dönem kayıtları içerisinde en başarılıları Kaygısızlar’la yapılanlar. O döneme dair söylenecek çok söz var ama yazı kısa olmak zorunda. Bu dönemi, daha gencecik bir gitarist olan Fikret Kızılok’un da zaman zaman Kaygısızlar kayıtlarına katılarak ve konserlerde çalarak dinleyici karşısına çıktığı bilgisiyle kapatalım. 1969 yılında, Manço’dan ayrıldıktan hemen sonra, bir 45’lik plak yapan Kaygısızlar, Son Gece adlı bu ilk plaklarıyla pek başarı elde edemedi. Beraberliklerini, Mazhar ve Fuat dışında sürekli değişen elemanlarla sürdüren topluluk, bir süre sonra kaçınılmaz olarak Mazhar – Fuat ikilisine evrildi. Mazhar – Fuat, 1971 yapımı Türküz Türkü Çağırırız albümüyle ilgi topladı. Güllerin İçinden, Adımız Miskindir Bizim gibi sonradan ünlenecek şarkıların da yer aldığı albümün en ilginç şarkılarından biri, Nerde Hani, yıllar sonra Mazhar Alanson’un Cem Yılmaz’la birlikte oynadığı Her Şey Çok Güzel Olacak adlı filmde Bu Ne Biçim Hikaye Böyle adıyla kullanıldı ve güzel klibinin ötesinde, Cem Yılmaz’ın yorumuyla da ilgi çekti. Türküz Türkü Çağırırız başarılı bir albümdü ama uzun soluklu olamadı. Dönemin ‘pop’ furyasında kayboldu, unutuldu. Şimdi, benim yana yakıla aradığım bir plak ve bulunamaz durumda. 1975’te İpucu Beşlisi adıyla yeni bir birliktelik doğdu. Bu kez Mazhar’la Fuat’ın yanında daha önceden tanıdıkları bir genç, Özkan Uğur da vardı. Aslında Mazhar – Fuat döneminde de yer alan Özkan, albümde bas çalmış ancak adını henüz Mazhar’la Fuat’ın yanına koymamıştı. Ayhan Sicimoğlu ve Galip Boransü’nün de katılımıyla yapılan ilk ve tek plak Heyecanlı, ileride yapılacak çalışmaların ön habercisiydi. Yıllar sonra, Dönmem Yolumdan albümünde yeniden yorumlanan bu şarkı, döneminin ötesinde bir çalışmaydı ve İzzet Öz’ün TRT için çektiği ilginç kliple de ilgi toplamıştı. Zaman zaman TRT’nin gösterdiği ancak arşivlerde çürümeye bırakılmış bu klip, Mazhar Fuat Özkan’ın da ilk görüntülü belgesi. Sonrası sıkıntılı yıllar aslında: Özkan Uğur’un bir dönem bağımsız kurduğu Karma adlı toplulukla yaptığı İmkansız adlı plak, birbiri ardına gidilen askerlikler, ayrı kalınmaya mecbur bırakılmışlıklar, evlilikler hep bu döneme rastlıyor. Ferhan Şensoy tarafından kurulan Ortaoyuncular’ın ilk prodüksiyonları Şahları da Vururlar ve Kahraman Bakkal Süpermarkete Karşı’nın müzikleri de bu dönemin ürünleri. Fuat’la Özkan, bu oyunların müziklerini yapmakla kalmamış, bizzat sahneye çıkarak şarkıları canlı seslendirmişlerdi. Bu arada, Mazhar’la Fuat’ın da Egemen Bostancı’nın Merhaba Müzik adlı gösterisinde yer aldıklarını unutmamak gerekiyor. Bu sıkıntılı dönemin sonu, üçlünün yeniden bir araya gelmesiyle sonuçlanıyor ve müzik çalışmaları yeniden başlıyor. Önce Ajda Pekkan ve Sezen Aksu’ya konserlerinde yapılan vokaller, Ajda Pekkan ile yapılmış stüdyo çalışmaları, bir dönem Seyyal Taner ileyapılmış çalışmalar ve nihayetinde Ele Güne Karşı Yapayalnız… Ele Güne Karşı Yapayalnız albümü müzik piyasasında bımba etkisi yarattı. O sene albüme adını veren parca yılın şarkısı seçildi. Daha sonraları; 1985 yılında Peki Peki Anladik, 1986 yılında Vak The Rock, 1987 yılında No Problem, 1990 yılında Geldiler, 1991 yılında Best of MFÖ, 1993 yılında Agannaga Rüşvet ve Dönmem Yolumdan, 1995 yilinda M.V.A.B , 2003 yılında MFÖ ve MFÖ Collection albümlerini piyasaya sürdüler. 2006 yılında ise 11 yıllık bir aradan sonra (1995-2006 arasında albüm yapmamış, ancak sahneden inmemişlerdir.) AGU isimli albümle döndüler. Halen MFÖ dışında Mazhar Alanson ve Özkan Uğur oyunculuk yapmaktadırlar. Fuat Güner ise kasım ayından itibaren ekrana gelecek yeni bir program için TRT ile anlaştı. Fuat Güner, tıpkı Barış Manço'nun 7'den 77'ye programındaki gibi Türkiye ve dünyayı dolaşıp ekrana TRT ekranına taşıyacak. Sanatçı, "Fuat Güner ile Kuşaktan Kuşağa" adlı programı, zamanında Barış Manço ile çalışan Erkmen Sağlam'la hazırlayacak. İki yabancı dil bildiği için yurtdışında lisan sorunu yaşamayacağını söyleyen Güner, "Herkes gibi benim de zevkle izlediğim rahmetli dostum Barış Manço'nunki gibi iz bırakacak bir programa imza atmak istiyorum" dedi.

Moğollar Biyografi



1967'de Silüetler'de çalışan Aziz Azmet ve Murat ses, aynı yıl Selçuk Alagöz grubunda Çalışan Cahit Berkay ve Engin Yörükoğlu ile tanışır, hepside çalıştıkları gruplarda yaptıkları müziğin kendi yapmak istedikleri müzik olmadığını düşünmektedirler beraber bir grup oluşturmaya karar verirler. Aralarına vahşi kediler grubunun basçısı Haluk Kunt'uda alıp, Moğollar ismi ile çalışmaya başlarlar. Kısa bir süre sonra yine bir ara Selçuk Alagöz grubunda çalışmış olan ve Almanyada Cem Karaca Apaşlarla yaptığı turneden dönen Hasan Sel, Haluk Kunt'un yerini alır. İlk 45'likleri "Eastern Love/Artık çok geç" , Şubat 68'de çıkar. Bu plağın hemen ardından"Mektup/Lazy John"u yapan grup, Haziranda Altın Mikrofon yarışmasına katılır ve "Ilgaz" ile üçüncü olur. Bu başarı ve ardından çıkan 45'lik Moğollar adının daha çok insan tarafından duyulmasını sağlar. Konserler verirler. İlginç konserlerdir bunlar; örneğin, Diskotek dergisi tarafından 3 Nisan 1968'de İstanbul Fitaş sineması'nda düzenlenen, Haramiler ve Kaygısızların da katıldığı konsere "silindir şapkaları, uzun siyah frakları ile üç keman bir viyolonsel ve bir trompet eşliğinde" çıkar Moğollar elemanları. İlk solo konserlerini ise 19 Ekim 1968'de İstanbul Fitaş Sineması'nda verirler. Yabancı şarkıların yanı sıra kendi bestelerini de seslendiren Moğollar, konserlerinde büyük ilgi görür. Ünleri İstanbul dışına çıkar, Anadolu'ya ulaşır. Aynı tarihlerde dördüncü plaklarını çıkaran Moğollar 1968'i tanınmış bir grup olarak kapatır. 1969 yılının Şubat ayında grupta bir eleman değişimi yaşanır. Hasan Sel ayrılır, yerine Taner Öngür girer. Moğollar, 1969 yılını, neredeyse tüm Türkiyeyi kapsayan büyük bir turneyle geçirir. Bu turne sırasında yaşadıkları onların müziğinde önemli bir değişime neden olur. Turne öncesinde İstanbul'da verdikleri konserlerde kimi türkü düzenlemeleri ve halk müziği sazlarını kullanmaları ilgi görür, fakat bu turne Moğollar'ın Anadoluyu yakından tanımalarını sağlar, bu da onların tarzlarının daha belirginleşmesini gerçekleştirir. Ve Moğollar bu tarza bir isim verirler : Anadolu Pop. Bu adı ilk telaffuz eden Taner Öngür'dür ve Mart 1970'de Hey dergisine bu adı seçmelerinin nedenini ve amaçlarını açıklayacaktır:"...ispatlamak istediğimiz, halk müziğimizin çok sesli bir ruha sahip olması. Ayrıca folklorumuzdaki dinamizm'in pop müziğin dinamiğine yakın olması...Geri kalmış popüler müziğimizin ileri teknik ve zengin folklorumuzla birleşmesiyle bir kişilik kazanması...." Moğollar, bu açıklamayı yaptıkları tarihlerde, Anadolu Pop'un yalnızca düzenlemelerden ibaret olmadığını ve bu tarzda beste de yapılabileceğini kanıtlamak için bir 45'lik çıkarırlar "Dağ ve çocuk/İmece" her iki parça da yerli melodi ve ritimlerden yola çıkılarak yapılmış bestelerdir, büyük ilgi görür. Böylece Moğollar, Anadolu Pop'un yaratıcıları, "Dağ ve çocuk" ta bestelenmiş ilk Anadolu Pop hit'i olarak tarihteki yerini alır. Temmuz 1970'te bir eleman değişikliği daha yaşanır, Aziz Azmet gruptan ayrılıp solo çalışmaya başlar ve o sıralarda yeni isim yapmaya başlayan Üç Hürel ile bir süre çalışır. Yerine Ersen katılır. Ersenle "Ternek"45liğini yaparlar, ancak bu birliktelik uzun sürmez. 1970 ağustos sonunda, Moğollar Ersen'den ayrılır ve Paris'e gider. Paris'te Moğollar, CBS firması ile üç yıllık bir anlaşma imzalar ve bir 45'lik "Behind the dark/Hitchin" yaparlar, ayrıca "Guild international du disque"isimli bir plak şirketine bir albüm yaparlar. Bu albüm "Danses et Rythmes de la Turquie-d'Hier d'Aujourd'hui"1971 yılında "Academie Charles Cros" büyük plak ödülünü alır. Bu arada Moğollar Paris'te o tarihlerde Belçikada yaşamakta olan Barış Manço ile karşılaşırlar ve onunla çalışmaya başlarlar. Kurdukları birlikteliğe "Manchomongol"adını verirler. Barış Manço, bu konuda Hey dergisine şunları söyler o tarihlerde : "Artık biz bir bütünüz. Ne ben Moğollar'ın şarkıcısıyım, ne de onlar benim grubum.Yepyeni bir grup olduk. Adımız MançoMongol. Kafaca anlaşan, aynı fikir seviyesine gelmiş olan bizler, yaptıklarımızın daha iyi olması için, sesimizi bütün dünyaya kuvvetlice duyurabilmek için, başbaşa vermenin zamanı geldiğini anladık. Ancak bu böyle olmaz. Birlikte Türkiyeye dönen Barış Manço ve Moğollar, dört ay değişik yörelerde konserler verdikten sonra ayrılır. Geriye beraber yaptıkları iki 45'lik plak kalır. Bu arada Moğollar'ın Paris'te doldurdukları albüm Mart 1971'de Academie Charles Cross ödülünü alır. Türkiyede büyük yankısı olur bu ödülün. Örneğin Hürriyet gazetesi tam sayfa olarak duyurur bu haberi "Moğollar'ın davul ve zurna ile doldurduğu plak Akademi armağanı aldı." Aynı tarihlerde, yine Paris'te CBS firmasından çıkan 45'lik "Behind the dark/Hitchin" şöyle sunulur dinleyiciye : "Pikabınızın kolunu plağın üstüne koyup dinlemeye başladığınız anda Doğu'dan gelen bir grubun varlığını anlayacaksınız. Moğollar, bir çeşit 'sitar' olan bağlama'yı pop müziğine iyi uygulamaları ile dikkati çekiyor. Öğütleyebileceğimiz tek şey, yalnızca Türklerin bildiği bu ritmin akışına, sihirine kendinizi bırakmanız." Barış Manço'dan ayrıldıktan sonra tekrar Paris'e dönen Moğollar, bu kez Engin Yörükoğlu'nu orada bırakarak Türkiye'ye döner.Yörükoğlu ani bir kararla, 31 Temmuz 1971'de Dominique Meraud ile evlenerek Paris'e yerleşir. Bu beklenmedik ayrılık Mavi Işıklar'ın davulcusu Ayzer Danga ile telafi edilmeye çalışılır, bir sene bu format'ta gider."Alageyik destanı/Moğol halayı" 45'liği bu dönemde yapılır. Ancak Ağustos 1972'de Murat Ses gruptan ayrılır. Bu arada Selda ile bir 45'lik yapar Moğollar. Daha sonra Ersen gruba yeniden katılır. Eylül 1972'de ilginç bir olay yaşanır : Cem Karaca ile çalışan Kardaşlar, Ersen ile çalışan Moğollar solistlerini değişirler. Bu görülmedik olay Moğolların tekrar gündeme gelmesini sağlar. Cem Karaca ve Moğollar güçlü bir birliktelik oluşturmuş ve uzun sürecek bir dostluğun temeli atılmış olur, çeşitli konser turneleri ve plak çalışmalarıyla geçen iki senelik bir zaman sonunda bu defa Taner Öngür ile Ayzer Danga Moğollar'dan ayrılır. Eskilerden bir tek Cahit Berkay kalmıştır. Bu arada Cem Karaca ve Moğollar'ın en önemli parçalarından biri "Namus Belası "çıkar piyasaya. Bir süre sonra Cahit Berkay Moğollar'ı dağıtıp Fransa'ya gider orada Engin Yörükoğlu ile buluşur, yanlarına katılan çeşitli müzisyenlerle Moğollar adı altında iki albüm ve bir 45'lik yaparlar. 1974 sonu ile 1976 yılları arasında Cahit Berkay ve Engin Yörükoğlunun sürdürdüğü moğollar 1976'da çalışmalarına son verir, bu dönemden kalan en önemli albüm, Fransa'da RCA firmasından çıkan "Hitit Sun" Türkiyede "Düm - Tek" tir bu albümde Cahit Berkay'ın enstrümental besteleri Anadolu Pop'tan jazz rock'a doğru yönelmeyi işaretlemektedir. 1976'dan sonra yalnızca bireysel çalışmalarını sürdürür 'çekirdek' Moğollar elemanları. Cahit Berkay, filim müzikleri yapar aradaki yıllarda.'90'larda, Cem Karaca ve Uğur Dikmen'le Rock kumpanyası adlı grubu kurar, birlikte iki albüm yaparlar. Engin Yörükoğlu, Fransada çeşitli jazz grupları kurar, sonraları İstanbul'da Jazz Stop isimli bir kulüp açarak orada çalmaya başlar. Taner Öngür ise Dostlar ve Cem Karaca Dervişhan'da çalışır bir süre. Daha sonra Almanya'ya yerleşir. 1992'de Türkiye'ye döner, "Alarm" isimli ilk ve tek solo albümünü çıkartır. Murat Ses, Kurtalan expres'le çalışır, bir ara kısa sürelerle Dostlar ve Dervişhan'la çalışır, kendi grubu Ağrı dağı efsanesini kurar,sonraları Avusturya'ya yerleşen Ses, halen orada yaşamaktadır. Avusturyada, New Age denilebilecek bir tarzda üç albüm yapmıştır bu güne kadar. 1992'de bir televizyon programında dinlediği Moğollar'dan etkilenen Leman dergisi çizerlerinden Kaan Ertem, "Moğollar tekrar bir araya gelsin" çağrısıyla bir imza kampanyası açar .4000'den fazla imza toplanır bu kampanya dahilinde.Cahit Berkay, Taner Öngür ve Engin Yörükoğlu arada bir bir araya gelip bu konuyu görüşürler, yeniden Moğollar'ı kurmak konusunda tereddütleri vardır, ancak kampanya'ya gelen mektuplar onlara cesaret verir.Yanlarına genç bir müzisyen Serhat Ersöz'ü alarak, 31 Mayıs 1993'te İstanbul Cemal Reşit Rey konser salonunda verdikleri muhteşem bir konserle geri dönerler. 1994'te "Moğollar94" , 1996'da "Dört Renk" , 1998'de "30.yıl" 2000'de " 1968 -2000" albümlerini çıkarırlar.

Murat Çelik Biyografi



4 Mart 1965'te Bakırköy'de dünyaya geldi düşlerimizin tutsak kahramanı... Müzikal anlamda 1993 yılında Düş Sokağı Sakinleri grubunu Murat Yılmazyıldırım ile birlikte kurarak profosyenellige adım attı. "Futbolcu olacaktım, sakatlanınca istanbul Üniversitesi Fen Fakültesine girdim. Hocalarımın saçını kes ısrarına dayanamayıp müzisyen oldum... 1965'ten beri yaşadıklarımı ve yaşayacaklarımı Düş Sokağı Sakinleriyle paylaşmaktayım. En güzel bestem kızım Zeynep Adadır; ben güzel olan her şeyi severim, çünkü Rabbimi bana hatırlatır !.." Solo kariyerine "Su Düşleri" albümüyle başladı daha sonra Düş Sokağı Sakinleri'nden ayrılarak "Seyyah" isimli albümünü çıkardı. Kitap çalışmalarına başlayan Murat Çelik Ekim 2004 yılında "Gülziya" isimli roman çalışmasını gerçekleştirdi. Roman ikinci baskısını 2005'in ekiminde yaptı. Ardından 2005 yılının sonlarına doğru "Aşkın Elif Hali" isimli şiir kitabını çıkarttı. Hissettiklerini ve yaşadıklarını: "Aklınızla kalbinizin kesiştiği yere dikkat edin, elimizde bir tek o kaldı" diyerek özetlemektedir. Yeni albümü "Aşkın Elif Hali" Ekim 2006'de piyasaya çıkacak olan Murat Çelik müzik hayatına tek başına devam etmektedir.

Murat Göğebakan Biyografi



Murat Göğebakan, 9 Ekim 1968 tarihinde Adana'da doğdu. Fakat 5 yaşına kadar Almanya'da yaşadı. Daha sonra ilk, orta ve lise öğrenimini tamamlamak üzere tekrar Adana'ya döndü ve öğrenimini bu şehirde tamamladı. Ardından 1986 yılında Hacettepe Üniversitesi devlet konservatuarına girdi, tamamladığı üniversite eğitiminden sonra da Çukurova Üniversitesi'nde öğretim görevlisi olarak yer aldı. Bu yıllarda dergah eğitimi aldı, gitar dersleri verdi ve bar çalışmaları yaptı. 1995 yılına kadar Adana'da yaşadı ve bu esnada bir evlilik yaptı. Bülent isminde çocuğu olan Göğebakan 1994 yılında eşinden ayrıldı. 1997 Prestij Müzik'lı yıllar. Türk müziğinin en önemli isimleri bu şirket altında toplanır. Mahsun Kırmızıgül'den, Mustafa Sandal'a, Mustafa Sandal'dan Özcan Deniz'e, Alişan'a, Zerrin Özer'e, Seda Sayan'a kadar... Bu kadar starın arasında, rock müzik deyince akla Haluk Levent'ten başkasının gelmediği dönemde, yepyeni bir isim çıkıyordu müzik piyasasına: Murat Göğebakan. Zorluklarla çıkardığı Ben Sana Aşık Oldum albümü, her yerde dinlenir olur. Klip çekilen Ben Sana Aşık Oldum, Kara Gözlüm ve Öyle ki Hasretimsin isimli parçalar kısa sürede herkesin diline takılır... İlk albümüyle büyük başarı yakalayan Murat Göğebakan, artık tüm Türkiye tarafından tanınmış önemli bir isim olur.. 1998 Büyük ses getiren albüm, beraberinde ödüller de getirir. Sanatçı yeni yılın ilk günleriyle KRAL TV'den "En İyi Çıkış Yapan Erkek Şarkıcı" ödülünü alır, hem de Alişan, Feridun Düzağaç, Rober Hatemo, Metin Arolat gibi isimleri geride bırakarak. Bütün bunlardan sonra artık paylaşılamaz biri haline gelir Murat Göğebakan. Sanatın ve sanatçının dostu (!) Hilmi ve Hasan Topaloğlu, Murat Göğebakan'ı kendi müzik şirketine katmak için yarışa girer. Sonuçta Hasan Topaloğlu ve Cengiz Kurtoğlu'nun prodüktörlüğünü yaptığı Sindoma Müzik'ten "Sen Rahatına Bak" isimli albüm piyasaya çıkar. Bu kadar gürültü patırtının içinde çıkan albüm ilki kadar ses getirmese de, yine beğeni toplar. Albümde Ömer Faruk sorak yönetmenliğinde klip çekilen Unutur muyum Seni ve Kara Sevda isimli parçalar kötü olmayan bir satış grafiğinin ortaya çıkmasını sağlar. 1999 Türkiye'nin asla hatırlamak istemediği 17 Ağustos depreminin yaşandığı sene. Murat Göğebakan Mayıs ayı gibi, aranjörlüğünü asker Ahmet Koç'un yaptığı yeni albümü "Tek Suçum Seni Sevmekmiş" i Sindoma Müzik'ten dinleyenlerinin beğenisine sunar. İlk klip "Anlasana"ya çekilir ve büyük beğeni toplar. Ardından yine "Anlasana" gibi patlama yapması beklenen "Göç" isimli şarkıya klip çekilir. Ve iki gün sonra o üzücü 17 Ağustos depremi meydana gelir. Pek çok insanımızın hayatını kaybettiği depremle, müzik dünyası da sessizliğe gömülür ve deyim yerindeyse Murat Göğebakan'ın albümü de enkazın altında kalır. Aralık ayında çekilen "Malabadi Köprüsü" klibi ise yeni albüm için alıştırma dönemi anlamı taşımaktan öteye gidememiştir. 2000 Murat Göğebakan için kötü günlerin başladığı dönemler. İstenen başarının yakalanmadığı bir albümün ardından Sindoma Müzik'in baskısıyla 20 gün gibi kısa bir sürede hazırlanan, her zaman çalışılan aranjör Ahmet Koç'un yerine Haluk Levent dışında daha çok arabesk müzik şarkıcılarıyla çalışan Yıldıray Gürgen tarafından hazırlanan bir albüm. Farklı soundlar,daha sert bir melodi... Ve ilk klip "Merhaba". Her şeye rağmen ilk klip beğenilir. Ama bundan sonra yine şansızlıklar Murat Göğebakan'ın peşini birakmaz. Oğlu Bülent Göğebakan'la birlikte çektiği "Yeminin mi Var" klibinin yayınlandığı gün bu defa KRAL TV ile müzik şirketleri arasında anlaşmazlık çıkar. Yaklaşık 3 ay gibi bir süre KRAL TV sadece birkaç müzik şirketinin şarkıcılarının eserlerini çalar. Murat Göğebakan'ı bu seferde KRAL TV krizi vurur. 2001 Murat Göğebakan Sindoma Müzik'le yollarını ayırır. Zaten birkaç ay sonra bu şirket te kapanır. Sanatçı bu süre içerisinde Sema Bekmez'le evlenir, kısa bir süre bar çalışmaları yapar. Ama artık ismi pek anılmaz bir şarkıcı haline gelmiştir Göğebakan. Tıpkı fırtına öncesi sessizlik gibi. Ve yeni albümün hazırlıklarına başlanır. Albüm için Gece Yolcuları isimli grupla anlaşılır. Cem Karaca, Bora Ayanoğlu, Ahmet Koç gibi isimlerle albüm öncesi görüşmeler yapılır ve büyük ses getirmesi beklenen albümün çalışmaları devam eder. Müzik şirketi için de arayışlar devam etmektedir. 2002 Fırtına öncesi sessizlik sona erer. Gidilen her yerde aynı şarkı kulaklara takılır. "Neredesin Ayyüzlüm?" Albüm çok büyük ses getirir. TV kanallarında, radyolarda artık her yerde Murat Göğebakan'a rastlamak mümkündür. Yine aynı albüm içerisinde yer alan "Vazgeçilmiyor" isimli parçaya da klip çekilir ve bu parça da büyük beğeni toplar. Klip çekilmeyen "Turnalar" "Bugün" "Keşke Tanımasaydım Seni" ve "Namus Belası" gibi eserler ise radyolarda sürekli çalan parçalar haline gelir. Seda Sayan, Hilal Cebeci, Bülent Ersoy gibi isimlerinde bulunduğu Öz-bir Müzik'ten Ali Özbir prodüktörlüğünde piyasaya sürülen Ayyüzlüm albümü sanatçı için yeniden doğuş anlamını taşır. Gece Yolcuları grubuyla birlikte yurt içinde ve dışında pek çok konser verilir. 2003 Ayyüzlüm albümünün etkisi devam etmektedir. Türkiye'nin en büyük müzik ödül töreni olan MÜYAP töreninde Murat Göğebakan da ödül alır. Verilen konserlere tam gaz devam edilir. Bu süre içerisinde sanatçı Gece Yolcuları isimli grupla çalışmama kararı alır. Yeni albümün hazırlıklarına başlanır. Albüm yine Öz-bir Müzikten piyasaya çıkarılacaktır. 2004 Murat Göğebakan bu sefer "Yaralı" ile dönüş yapar. Albüm beğeni toplar. Fakat yine müzik şirketiyle sorunlar yaşanır. Yaralı'nın ardından ikinci bir parçaya klip çekilemez. Albüm tek kliple birçok rockçıyı geride bırakan bir satış oranı yakalar. 2004 yılına da Murat Göğebakan damgasını vurur. Yaralı'nın dışında "Diğer Yarım" "Karanfil Kokan Yarim" "Ölmeye Geldim" "2023" gibi eserler de radyolarda uzunca bir süre çalınır. Verilen konserlerse aynı hızla devam etmektedir. 2005 Murat Göğebakan bu sefer kendi sahibi olduğu şirketten çıkararır albümünü. Farklı bir aranjör ve farklı bir grupla. Albüme "Sana Olan Aşkım Şahit" adı verilir. İlk klip te yine bu parçaya çekilir ve dinleyenleri tarafından beğenilir. Ardından eşiyle beraber çekilen "Gözleri Deniz Kokan Yarim" klibiyle sanatçı çıkışını devam ettirir. Yine aynı yıl içerisinde sanatçı "Hasan'dan Olma, Hatice'den Doğma Murat Göğebakan" isimli bir biyografi kitabı çıkarır. Kitapta hayatının bilinmeyen yönlerini ortaya koyar, merak edilen pek çok konuya açıklık getirir. Her zaman olduğu gibi birçok konser de veren Murat Göğebakan, mutevazı kişiliğiliyle herkesin sevgi ve saygısını kazanmış bir isim halini alır. 2007 Sevgiliye isimli albümünü çıakran öurat göğebakan albümününde Barış Mançonun unutulmaz eseri Gülpembe,Yelizin efsane şarkısı bu ne dünya kardeşim gibi eserlere de yer verdi. Albümde Güz yaprakalrı isimli şarkıya klip çekildi.İstenilen başarı yakalanamayınca tek klip çekl,lip albüm rafa kaldırıldı... 2008 Yeni albümünün hazırlıklarına başlayan göğebakan Efnsane şarkısı ben sana aşık oldumu ingilizce yorumlayarak müziğine farklı bir yön verdi. Yeni albümünün Best Of Göğebakan olacağı biliniyor..

Objektif Biyografi



Objektif, ülkemizde on dokuz yıldır yaptığı müzikten ödün vermeyerek bu günlere ulaşmış sayılı Rock gruplarımızdandır. Türkçe sözlü Rock yapan ve Rock felsefesi gereği olan protest tavrını'da hiç bozmayan Objektif şarkı sözleriyle Türkiye'nin gerçek anlamda tek çevreci Rock Grubu. Objektif, grubun, söz yazarı, bestecisi, vokalisti ve gitaristi olan Vecdi Yücalanın önderliğinde bu günlere kadar ulaşmayı başarabilmiştir. Vecdi Yücalanın taviz vermez ve saygın kişiliği grubun sağlam bir şekilde ayaklarının üstüne basmasını sağlamıştır. Son 5 yıldır Türkiye deki olumsuz şartlar nedeniyle Albüm yapamayan grup, tüm bu olumsuz şartlara rağmen güncelliğini korumuş ve şu anda kendi resmi sitesine 70,000 civarında Görüntü almayı başarmıştır. Ayrıca turkrock sitesinde forum bölümünde yine 50.000 civarı bir rakam mevcuttur. Bu güne kadar yaptığı dört albüme 1990 Tımarlı Hastane,1993 Hayal ve Yaşam1996 Kuşkular ve 2000 Künye’ye 2006 yılının son aylarında Sokağın Sesi’ni eklemek üzere olan grup, Adana’dan Giresun'a, İzmir'den Ankara'ya kadar pek çok kentimizde verdiği konserlerde, dinleyici kitlesinin yoğun ilgisi ve beğenisiyle karşılaşmıştır. Bu günlerde Rock grubu olarak bizlere sunulan diğer grupların aksine Objektif; gerçek anlamıyla bu müziği yapan ve ödün vermeyen, Rock müziğinin dinlenmesi ve sevilmesi yolunda uğraş veren bir grup. Konserlerinde yaşanan atmosferde bunun bir göstergesi. Objektif beşinci albümleri "SOKAĞIN SESİ" ile daha fazla dinleyiciye ulaşmak, müziğini ve düşüncülerini daha fazla insanla paylaşmayı hedeflemektedir. Yıllar süren kapsamlı ve özverili çalışmaların sonunda özenle seçilen bestelerden oluşan yeni albümde önceki albümlerden farklı yönler bulunuyor. Müziğin gücü ve tavrın netliği ise Objektif in hiç değişmeyen öğeleri. On sekiz yıl önce başlayan müzik serüvenleri üzerine söylenebilecek çok söz olan Objektif'i tanıyabilmek için onları dinlemek ve onları şu anki konumlarına getiren dinleyicilerinin önündeki başarılı uyum ve performanslarını görmek gerekir. Yeni albümde, KÜNYE albümünde yer alan, YUH adlı parçayı yeniden düzenleyen Objektif, Green Peace 'den almış olduğu görüntülerle Barışa Rock görüntülerini birleştirdi ve 8 dakika süren yarı belgesel bir klip gerçekleştirdi... İtalyan atıkları ve nükleer temaları, savaş karşıtı görüntüleride kullanarak DVD formatında bir Konser Belgesel oluşturdular. Kendi resmi sitesinden ücretsiz indirilebilen bu Klip-Belgesel bir ay içinde 2.200 civarı bir hit almıştır. www.objektifonline.com adresinden iletişim sağlanabilir.

Panik Biyografi



Gökhan Bütünler ve Kaan Mutlu bir Kurban konseri çıkışı Deniz Yılmaz'ı bulurlar. Daha sonra onu tehdit edip yaptıkları şarkıları dinletmek üzere bir ormana götürürler. Orada konuştuktan sonra Deniz'in evine gider şarkıları dinlerler. Beraber kayıt yapmaya karar verirler ve Deniz de kayıtlarda bas çalmaya ve vokal yapmaya başlar. Gel zaman git zaman şarkılar çoğalır ve sürekli kaydedilir. Bir albümlük şarkı olmuştur nerdeyse. Sonunda canlarına tak eder ve kendilerini stüdyoya hapsederler. Yirmi gün sonra bir bakarlar ki şarkılar tam gaz çalınmakta ve harikulade duyulmaktadır. Deniz bir anda prodüktör sıfatını giyinir ve gruba "Hadi albüm yapalım," der. Dört günde davul kurulur ve tonlanır. Kaan Alptekin 12 şarkının davullarını bir günde hatasız çalarak izleyenleri sevinç gözyaşlarına boğar. Bas gitarları çalan Deniz beş günde 12 şarkıyı haklar. Süratle gitarlar çalınır ve sıra vokallere gelir. İşte bu aşamada iş yavaşlamıştır çünkü grupta üç vokalist olduğundan vokallerde kavga, gürültü ve bunalım hakimdir. Asıl buhran mix'ler sırasında yaşanır. Deniz'in kulaklarını yıkatmasıyla ikinci mix devri başlar ve buhran atlatılır. Kayda girdikleri günden o güne aradan 9 ay geçmiştir. Grup "Buna da şükür," der ve albümün son halini teslim eder. İşte Panik elemanları ve ufak özgeçmişleri: Deniz Yılmaz (1974, İstanbul) 14 yaşında davul dersleri alarak müzik yapmaya başladı. Evde davul çalamayacağını anlayınca, işin kolayına kaçarak gitar çalmaya başladı. Bir yarışmadan 'En İyi Erkek Solist' dalında ödül alınca şarkı söylemeye başladı. Bir sürü grup kurdu, barlarda çalıp söyledi. 'Kurban' adlı grupta hem gitar çalıp hem de sakız çiğnemeye çalışınca depresyona girip gruptan ayrıldı. Panik'le çalışmaları zaten devam ediyordu. Geriye tek enstrüman kalmıştı bulaşmadığı: bas gitar. 'Panik' de ona bası verdi. Kendini tutamadı şarkı da söyledi. Kesmedi, albümün prodüktörlüğünü üstlendi. Üç ayda biteceğini söylediği Panik albümü, dokuz ayda bitti. Kaan Mutlu (1982, İstanbul) Ümraniye Süper Lisesini bitirdikten sonra Dumlupınar Üniversitesi İktisat Bölümüne girdi. Hâlâ burada okuyor. Üniversiteye ilk girdiği yıllarda beste çalışmalarına yoğunlaşıp Kasıntı Kelebek adlı grubu ile bar ve festivallerde sahne aldı. Gökhan Bütünler ile beraber Panik'i kurdu ve besteler yaptı. Panik'in ilk albümünde yer alarak muradına erdi. Gökhan Bütünler (1982, Almanya) Fenerbahçe Süper Lisesi'nden mezun olup Dumlupınar İ.İ.B. Fakültesinden diploma aldı. Müzik yaşantısına ilköğretim yıllarında blok flüt ve koro vokal ile başlayan Gökhan, daha sonra klasik gitar eğitimi alarak gitar çalmaya başladı. Üniversite yıllarında Kasıntı Kelebek adlı grubuyla çeşitli bar ve festivallerde sahne aldı, bir yandan da beste çalışmalarına ağırlık verdi. Bu sırada Deniz Yılmaz'la tanışıp Kaan Mutlu ile yaptıkları şarkıları kaydetmeye başladılar. Bununla yetinmeyen Gökhan kendisine kayıt ekipmanı alarak evde de şarkı kaydetti, bunları olmayacak saatlerde konu komşuya dinletti. Yayınlanmış iki albümde kayıt asistanı olarak görev aldı. Ev stüdyosunda kısa film müzikleri, radyo jingle'ları ve çeşitli gruplara demolar kaydetti. Kaan Alptekin (1983, Kütahya) Müziğe 6 yaşında klavye ve klasik gitar dersleri alarak başladı. İlkokul yıllarında bando takımında trampet çaldı. 'Baba grup'ları dinleyip sindirdi. 11 yaşındayken sandalye ve tencerelerden oluşan ilk set-up'ını kurdu ve odasında tam gaz çalışmaya koyuldu. Ortaokul ve lise yıllarında çeşitli organizasyonlarda davul ve gitar çaldı. Sonra ki birkaç yıl şehir şehir gezip iş dilendi ve çoğunda da ekmeği kaptı. 2001 yılında Gazimagusa Doğu Akdeniz Üniversitesi, Bilgisayar Mühendisliğine yerleştirildi. 2003 yılında Punch Üniversitesi kayıt asistanlığı bölümüne yatay geçiş yapmasıyla birlikte Panik okey dörtlüsünün bir üyesi oldu.

Pentagram Biyografi



Pentagram'ın temelleri, Hakan Utangaç, Cenk Ünnü ve Kenan Bozoğlu tarafından 1984 yılında Bursa'da kurulan Thunders' adlı lise grubu ile atılmıştır. 1986 yılında Kenan Bozoğlu'nun ayrılmasının ardından Cenk Ünnü ve Hakan Utangaç Pentagram adı ile çalışmalarına devam etmişlerdir. Pentagram'ın temellerinin atıldığı bu dönemde, Hakan Utangaç gitar ve vokal, Cenk Ünnü davul ve Kaan adlı bir arkadaşları da bir süre bas gitar çalmıştır. 1987 yılında bas gitarda Tarkan Gözübüyük ve solo gitarda Ümit Yılbar'ın katılımıyla Pentagram grubunun ana kadrosu şekillenmiştir. Grup, ilk ciddi sahne deneyimini İstanbul Bağcılar'da bir düğün salonunda yaşadı. Buradaki konserde yaklaşık 200 kişilik bir izleyici grubuna seslenildi. Sahneyi, vokalistliğini Gökhan Semiz'in (Grup Vitamin vokalisti) üstlendiği AC/DC tarzında müzik yapan bir grupla paylaşmışlardı. Pentagram'ın bu konserde 5 tane şarkı çalması planlanmıştı. Ancak, henüz beşinci şarkıya gelinmeden masalar, sandalyeler kırıldı. Türkiye ilk kez Thrash Speed Metal müzikle tanışıyordu. Bu coşku içinde düğün salonunda kırılmadık masa, sandalye vs. kalmadı. Konser bittikten sonra Pentagram üyeleri, düğün salonundaki hasardan dolayı oluşan zararı da karşılamak zorunda kaldılar. Daha sonra Moda Sinemasında bir konser daha verir grup. Şimdi de kulanılan pentagram logosu bu konserin afişi için Hakan Utangaç tarafından elle çizilmişir. Bu konser sonrasında oluşan hasarı yine Pentagram ve konserde bulunan diğer gruplar üstlenir ve sinema bir ay sürecek tadilat dönemine girer. Kimileri Cenk'in davulunun rehin bırakıldığını bile söylemektedir. Bu konser daha sonra "Efsane Moda Konseri" olarak hafızalara kazınır. "O yıllarda şimdiki kadar rock - metal dinleyen insanlar çok çok azdı. Öyle 14 - 15 kişi bir araya gelip beraber müzik dinlerdik, müzik yapmaya çalışırdık genellikle. Bakırköy tayfası, Avcılar tayfası gibi kodlamalar vardı. Üstümüze o zamana göre çok ters sayılacak şeyler giyerdik; bilekliklerimizi kendimiz hazırlardık Mercan'dan piramitler alıp. Çok laf yedik, tepki çektik. Öyle bir dönemdi, hatta kolsuz tişört giymenin bile homoseksüellik sayıldığı yıllardı. Sonra Rambo çıktı da insanlar alıştılar buna. 80'ler güzeldi ama Türkiye için zor yıllardı. Dünyada da heavy metalin sıçrama yaptığı, enstrümanların kalitesinin arttığı heavy metalin en güzel günlerini yaşadığı dönemlerdi. Türkiye'de, darbe sonrası yasakların olduğu, insanlara yapılan baskıların getirmiş olduğu stres ve zorlukları yaşadık bizler. Öyle bir nesil olarak yetiştik... Murat İlkan Murat İlkan İlk konserimizi Bağcılar'da verdik bir düğün salonunda. O zamanlar eski Vitamin grubunun solisti Gökhan vardı (Allah rahmet eylesin, trafik kazasında öldü.) İşte, onun vokal yaptığı şu an ismini hatırlayamadığım AC/DC tarzında Türkçe sözlü müzik yapan bir gruba konuk olduk. 5 parça çalıp inecektik ama biz daha 5. parçaya gelemeden birden her şey yıkıldı salonda. Sandalyeler, masalar, her şey kırıldı. Türkiye'de verilen ilk speed metal konseriydi ve yaklaşık 150 - 200 kişi koskoca düğün salonunu yıkmıştı. Daha sonra düğün salonun sahibi geldi "ne oluyor" filan dedi. Yine biz ödemek zorunda kaldık kırılanların masraflarını..." Bu dönemde, Pentagram, ilk albümlerini çıkarmak için çalışmalara başlamıştı. Açık Hava Tiyatrosu'nda verdikleri konser sonrası, solo gitarist Ümit Yılbar grupla yollarını ayırdı. Yeni bir solo gitarist arayışına giren grup, Ümit Yılbar'dan boşalan yere, solo tekniği çok gelişmiş olan Murat Net'i getirdi. Kadro tamamlandıktan sonra, albüm kayıtlarına başladılar. Albümün kayıt aşaması yaklaşık 10 ay sürdü. 1990 yılında, NEPA Müzik etiketiyle Pentagram albümü müzik piyasasındaki yerini aldı. Grup, yurtdışında da adından söz ettirebilmeyi hedefliyordu; bu nedenle albümdeki şarkıların tamamı İngilizce sözlüydü. Albümün kapak tasarımı ise yarışma sonucu belirlenmişti. Yarışmaya katılan 120 adet kapak resminin arasından, Tunç Örer isimli katılımcının eseri olan bir suluboya çalışma, kapak resmi olarak seçilmişti. Albümde; Intro (Wreck), Rotten Dogs, Mephistopheles, Metal Not Dead, Los Magandos, Asharoth, Bloody Gilliotine, Powerstage, Dimensions Of Death, Pentagram ve Deceptive Bells şarkıları yer alıyordu. Özellikle, Rotten Dogs ve Powerstage şarkıları hit oldu. Powerstage şarkısı, Pentagram severlere ithaf edilmişti ve kurulan hayran kulübüne "Powerstage" adı verilmişti. Albüm satışları çok iyi gitmeye başladı. İlk olarak 5.000 adet basılan albüme olan yoğun talepten dolayı albümün ikinci basımı da yapıldı. Yaklaşık 30.000 adet satan albüm, metal müzik tarzında bir rekora imza atmıştı. Grup, bu ilk albümle birlikte birçok konsere çıktı. Bu konserler de çok başarılı geçiyordu. Konser kayıtlarından oluşan bir albüm çıkarma fikri oluştu ve çok geçmeden bu fikir, meyvesini de verdi. Konser kayıtlarından oluşan "Live At The Trail" albümü yayınlandı. Bu albümde, vokalistliğe Bartu Topbaş ve solo gitardan ayrılan Murat Net'in yerine de, yine bu işte ustalaşmış bir isim olan Demir Demirkan'ın geldiğini görüyoruz. Albüm kapağında, Pentagram logosunun altında dikenli teller ve Mosh işareti yapan Pentagram severlerin resmi vardı. Bu albümde ise; Trail Blazer (enstrümantal), Rotten Dogs, Peace Sells (Megadeth cover'ı), Mephistopheles, Brain On The Wall (Los Magandos isimli şarkının devamı niteliğinde), Rotten Dogs (Kolombiya'da bir rock programının yayınında Pentagram anlatılıyor ve sonrasında Rotten Dogs çalıyor), Anarchy in the UK (Sex Pistols cover'ı), Powerstage şarkıları yer alıyordu. Pentagram, birçok konser verdikten sonra, 1992 yılında Nuclear Blast firması etiketiyle Trail Blazer albümüyle müzik piyasasındaki yerini aldı. Grup, bu albümün hazırlıklarına başlamadan tekrar kadro değişikliğine gitti ve İsveç'e giden Bartu'nun yerine vokalist olarak Ogün Sanlısoy getirildi. İlk albümde olduğu gibi, bu albümde de şarkıların hepsi İngilizce sözlüydü. Bu albümle birlikte grup kendi stillerini müzik piyasasına iyice benimsetmeye başlamıştı. Albümün kapak tasarımı bu sefer daha sadeydi. Tasarımda sadece alışılmış Pentagram logosu ve albüm ismi yer alıyordu. Albümde; Secret Misile, Living On Lies, Trail Blazer (enstrümantal), Vita Es Morte, Fly Forever, Time Bomb, Over The Line, The Planet, Brain On The Wall, No One Wins The Fight, Vita Es Morte (Live) ve Powerstage (Live) şarkıları yer alıyordu. Bu albümde işlenen genel tema, anti-militarizm; dünyadaki kötü gidişe ve savaşlara karşı isyan etme fikriydi. Yeni albümle birlikte yine birçok konsere çıktılar. 1995 yılında Demir Demirkan gruptan ayrılarak ABD'ye gitti. Sonrasında ise vokalistliği yürüten Ogün Sanlısoy, solo albüm çalışmaları yapmak istediği için gruptan ayrıldı. Vokale Sawdust ve Cherooke gruplarında solistlik yapmakta olan Murat İlkan getirildi. Bu sırada, 2 senelik bir ayrılığın ardından Demir Demirkan gruba geri döndü. Pentagram, yeni bir albüm çıkartmak istiyordu ve bunun için Türkiye'de faaliyet gösteren Raks Müzik firmasıyla iki adet albüm hazırlamak için anlaşma imzalandı. Raks Müzik stüdyosunda albüm hazırlıklarına başlandı. Hazırlanan albümün mix'lerini Charles Turkmen yaptı. Steve Smart isimli bir başka yapımcı ise Avustralya'da albümün son hazırlıklarını tamamladı. 1997 yılına geldiklerinde, yeni albümleri olan "Anatolia" piyasaya sürüldü. Albüm, 13 şarkıdan oluşuyordu ve grup, tarihinlerinde bir ilke imza atarak bu albümde 3 tane Türkçe sözlü şarkıya yer vermişti. Uzun süredir müzik piyasasının içinde olan grup, bu albümle satış rekorları kırdı. Bu albümde, kendi metal sound'larının üzerinde Anadolu ezgileri de göze çarpıyordu. Albümde; 1000 In The Eastland, Anatolia (İngilizce versiyon), Dark Is The Sunlight, Gündüz Gece (Aşık Veysel cover), Stand To Fall, Give Me Something To Kill The Pain, Welcome The End, Anatolia (Türkçe versiyon), On The Run, Time (Enstrümantal), Behind The Veil, Fall Of Hero ve Sonsuz şarkıları yer alıyordu. Bu albümle birlikte, ilk kez Pentagram dinleyicisiyle tanışan Murat İlkan, başarılı vokaliyle dikkat çekti ve kendini sevdirdi. Albümün ardından grup, çeşitli konserlere çıktı. Bu konserlerden en çok ses getireni olan "Açık Hava Konseri"ni albüm haline getirdiler. 1999 yılında çıkan bu canlı performans albümünün adı konserdeki coşkulu Pentagram hayranlarının hep birlikte “Popçular Dışarı” diye ettikleri tezahüratlardan alan "Popçular Dışarı" oldu. Bu albüm, Pentagram'ın söylemiyle, Türkiye'de 4. bir kuvvet haline gelen "medya"ya ithaf ediliyordu. Albümün kapağına da, bolluk ve bereketi simgeleyen "Bereket Tanrısı" heykelinin bir resmi konulmuştu. Bu live albümde; Intro, Before The Veil, Behind The Veil, Welcome The End, No One Wins The Fight, G.S.T.K.P., Vita Es Morte, Gündüz Gece, Black Magic (Slayer cover), Rotten Dogs, 999 (Enstrümantal), 1000 In The Eastland ve Anatolia (Türkçe versiyon) şarkıları yer alıyordu. Bu albüm çıktıktan sonra, solo işler yapmak isteyen Demir Demirkan gruptan ayrıldı. Demir Demirkan'ın ayrılmasıyla oluşan boşluğu, aynı zamanda grubun gitar teknisyenliğini de yapmakta olan Onur Pamukçu doldurdu. Bu kadroyla değişik konserlere çıkan grup, 1999 yılında Kemancı Rock Bar'da konser vermeyi planlamıştı; fakat konsere birkaç gün kala ülkemizin yaşadığı deprem felaketi nedeniyle konser iptal edildi. Bir süre duraklama dönemine giren grup, yaşanan deprem nedeniyle ülkemize gelen, içinde ABD Başkanı Bill Clinton ve birçok devlet başkanının bulunduğu bir seyirci topluluğuna karşı 12 Kasım 1999'da Lütfü Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı'nda "Gündüz Gece" parçasını çalarak devlet başkanlarını, tabir-i câizse coşturmuştu. Ancak, o günlerde, Pentagram adına olumlu sayılabilecek bu gelişmelerin yanı sıra, Türkiye gündeminden kaynaklanan olumsuzluklar da yaşanmaktaydı. Yine o dönemlerde, ülke gündemini işgal eden satanizm olaylarından, "Pentagram" isminden ve toplumdaki önyargılardan dolayı en fazla etkilenen ve haksız suçlamalara hedef olan da Pentagram grubu oldu. Tam da bu sıralarda EP çıkartmaya karar verildi. Askerlik görevlerini tamamlayan grup elemanları, 2000 yılında Noise Record müzik şirketiyle 4 albümlük bir anlaşma imzaladı. Türkiye'de çıkacak olan albümleri için ise Böcek Yapım'ı tercih ettiler. Grup, EP'yi çıkartmak için hazırlıklara başladı. Çıkartacakları EP'yi albüme dönüştürme fikri oluştu ve sonrasında ise 2 albüm çıkarmak istediler. Bu albümlerden biri Türkçe sözlü, diğeri ise İngilizce sözlü olacaktı. Bu arada gruba, Metin Türkcan katıldı. 2000 yılında prodüktör Charles Turkmen'le birlikte albüm hazırlıklarına başlandı. Albümün kayıtları Yunanistan'da bulunan Sierra Studios'ta yapılırken bir yandan da albüm, İstanbul'da bulunan grubun kendi stüdyosunda son şeklini alıyordu. 2001 yılının sonlarına doğru "Unspoken" isimli yeni albümleri müzik piyasasındaki yerini aldı. Yurt dışına da gönderilecek olan bu albüm için, ilk albümden bu yana, grubun adı olan Pentagram üzerinde de çeşitli değişiklikler yapıldı. Çünkü, yurt dışında da aynı isimli bir grup vardı ve bundan dolayı, bir karışıklığın oluşmasına meydan vermemek için, önce grubun ismi "The Pentagram" olarak değiştirildi, ancak daha sonra bu yeterli görülmeyip sadece yurtdışında kullanılmak üzere "Mezarkabul" (mezarkabul kelimesinin anlamı, "bir imamın ölünün üzerine attığı bir avuç toprak"tır.) adı seçildi. Bundan sonra, Türkiye'de Pentagram, yurt dışında ise Mezarkabul adıyla yer anılacaklardı. Albüm; We Come From Now Here, In Esir Like An Eagle, Unspoken, Lions In A Cage, For The One Unchancing, Mezarkabul (Enstrümantal), Take My Time, Pain, Puratu, This Too Will Pass ve For Those Who Died Alone (Enstrümantal) şarkılarından oluşuyordu. 2002 yılında ise, daha önceden karar verdikleri Türkçe sözlü albüm, Böcek Yapım ile "Bir" adı altında albüm raflarındaki yerini aldı. Albümde; Tigris (Enstrümantal), Bir, Şeytan Bunun Neresinde, Bu Alemi Gören Sensin (Aşık Veysel Cover), Mezarkabul (Enstrümantal), Sır, Kam (enstrümantal), Ölümlü ve F.T.W.D.A. (Enstrümantal) şarkıları yer alıyordu. Tamamen Türkçe sözlü olan bu albümle birlikte grup yine bir ilke imza attı. Yeni albümle birlikte çeşitli konserlere ve televizyon programlarına çıkan grup, bir süre sonra derin bir sessizliğe girerek Pentagram hayranlarını üzdü. Piyasada ve Pentagram severler arasında, "grup dağıldı" diye çeşitli söylentiler yayılıyordu. Grup üyelerinin hiçbirinden net bir açıklama da gelmediği için birçok hayran grubun dağıldığını düşünüyordu. Grup elemanları bu arada farklı işlerle yaşamlarını devam ettiriyorlardı. Cenk Ünnü, kendisine ait olan Pena Müzik Evi'ni işletiyordu. Hakan Utangaç, piyasadaki pek çok müzisyenin video klip yönetmenliğini üstleniyor, grafik tasarımla ilgileniyor; diğer üç elemansa müzik piyasasında kişisel çalışmalarıyla yollarına devam ediyorlardı. Tarkan Gözübüyük, prodüktör olarak; Murat İlkan, Cem Köksal'a vokalist olarak ve Metin Türkcan ise; hem Şebnem Ferah'ın, hem de Ogün Sanlısoy'un solo gitaristliğini üstlenerek müzik piyasasındaydılar. Grup adına ise bir gelişme göze çarpmıyor ve haddinden fazla uzun süren bu sessizlik, Pentagram hayranlarını iyice üzüyordu. 2006 yılının sonlarına doğru, Kasım ve Aralık aylarında verilmesi planlanan üç konser için, Pentagram tekrar stüdyoya kapanarak provalara başladı. En şaşırtıcı gelişme ise, eski bir Pentagram üyesi olan Demir Demirkan'ın yeniden gruba dahil olması ve provalara da diğer üyelerle birlikte katılmasıydı. Ama gruba tekrar döneceği düşünülen Demir Demirkan'ın grupta kalmayacağı açıklandı. HAKAN UTANGAÇ (GİTAR&VOKAL) Pentagram, Türk rock ve heavy metal tarzlarının önderi olabilecek sayılı isimlerden biri... Şüphe yok ki gelecekte de adlarından sıkça söz ettirecek, müzikseverlere aynı özen ve kalitede albümler, aynı coşkunun yaşandığı konser etkinlikleri sunacaklar. 1965 yılında İstanbul'da doğdu. Aksaray Oruçgazi ilk ve orta okulunun ardından Pertevniyal Lisesi'ni bitirdi. Marmara Üniversitesi Sinema ve Televizyon bölümünden mezun oldu. 1986 da Cenk Ünnü ile beraber Pentagram'ı kurdu. Grupla beraber sayısız konser ve 6 albüm çalışmasına imza attı. TARKAN GÖZÜBÜYÜK (Bas Gitar & Vokal) 1970 yılında Erzurum'da doğdu. İki yaşında Ailesi ile birlikte Bursa'ya taşındı. Özel İ.E. Ana-İlkokulu ve Bursa Anadolu Lisesi'ni bitirdi. Bilkent Üniversitesi Turizm ve Otelcilik Bölümde üç yıl, Bilkent Konservatuvarı Jazz Bölümünde dört yıl okudu. Şu anda Anadolu Üniversitesi Halkla ilişkiler bölümü öğrencisi. 1987 yılından beri Pentagram üyesi. Grupla beraber sayısız konser ve 6 albüm çalışması yaptı. 1995 te Özlem Tekin, 1996 da Şebnem Ferah, 1997 de Aşkın Nur Yengi albumlerinde müzik yönetmenliği yaptı. MURAT İLKAN (Lead Vokal) 1971'de İzmir Karşıyaka'da doğdu. İlkokulu Hakimiyeti Milliye (Ulusal Egemenlik) İlkokulunda, Ortaokulu İzmir Fatih Kolejinde bitirdi. Bu süre içinde İzmir Devlet Konservatuarı Şan Bölümüne devam etti. 1986'da İstanbul'a taşındı. Kadıköy Kenan Evren Lisesi'ni bitirdi... Şefik Şekeroğlu, Adnan Polge, Belkıs Aran ve Ayşegül Sabuncu'dan özel şan dersleri aldı. Klasik Batı Müziği ve Klasik Türk Müziği korolarında yer aldı, konserler verdi. 1987'de SAWDUST grubunu kurdu. Toplulukla konserler verdi. TRT Altın Anten ve Kuşadası Altın Güvercin yarışmalarında dereceler aldı. Cherokee adlı grupla dört yıl çeşitli klüplerde çalıştı. 1995'te Pentagram'a katıldı. 1996'da grubun üçüncü albümü Anatolia'yı ve 2001'de grubun dört, beş ve altıncı albümleri olan Popçular Dışarı (Konser), Unspoken ve Bir adlı albümleri seslendirdi. METİN TÜRKCAN (Gitar & Vokal) 1971 Karabük'te doğdu. İlk ve orta okulu Karabük'te, orta 3. sınıfı Kadıköy Anadolu'da okudu. İstanbul Üniversitesi Dericilik 2. sınıftan ayrıldı. 86'da Metafor grubunu kurdu.Murat İlkan ve Aykan İlkanla Beraber Cheroke grubunda çalmıştır yani bugünki Pentagram daki beraberlik ogünlere dayanmaktadır Bu gruptan sonra "Disgrace" diye bir grupta yer almıştır ve bu grupla birlikte "Discrazy" isimli bir albüm çıkartmışlardır.. Çok iyi bir rock gitaristidir.. "Pentagram"'ın "Trail Blazer" albümünde çalmıştır ve "Unspoken"'da uzun bi aradan sonra tekrar çalmıştır.. Geçtiğimiz yıl Alt Kemancı'da Pentagram'la birlikte uzun bir dönem sahne almışlardır ve ayrıca çeşitli yerlerde konserler vermişlerdir.. Özlem Tekin'in "herkes şanslı doğmuyor" adlı şarkısınının muhteşem düzenlemesi de Metin Türkcan'a aittir..